2023 Eğitim Vizyonu Buluşması

0 18

2023 Vizyon belgesinin açıklanmasının üzerinden neredeyse iki ay geçti. Milli Eğitim Bakanımız Prof. Dr. Ziya Selçuk, Türkiye’nin dört bir yanındaki öğretmenlerden, yöneticilerden ve akademisyenlerden geri bildirim almaya devam ediyor. Ona göre bu belge yaşayan bir doküman ve sürekli gelişime açık. “Bu belgeyi ortak bir dil oluşturmak için yazdık.” diyor kendisi ve ekliyor “Bu belgeye sahip çıkacak, bu değişimi gerçekleştirecek sizlersiniz. Bu yolda birlikte yürümemiz gerekiyor.”

Bugün “Türkiye’nin en büyük öğretmenler odasında” neredeyse 3 binden fazla okul yöneticisi ve öğretmen bir araya geldi. Fotoğraf ve video çekerek toplantıyı sosyal medyaya taşıyan, Ziya Hoca’ya mesajlarını kağıtlara yazarak ileten ve zaman zaman alkışlarla Ziya Hoca’nın söylediği mesajları destekleyen eğitimcilerle doluydu salon. Henüz daha sözü bitmeden salonu terketme telaşına düşen eğitimcilerin, Ziya Hoca’nın evrensel değerlerle ilgili mesajlarını tam olarak anladıklarından ne yazık ki şüphe duydum. Yine de ortak bir dilin kurulduğu faydalı bir buluşma oldu. 

Ziya Selçuk’un konuşmasından önce sırayla genel müdürler vizyon belgesinin kendi bölümleriyle ilgili kısımlarını özetlediler.

Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Prof. Dr. Varın Numanoğlu, sektörün ihtiyacı olan nitelikli elaman ihtiyacı ile dışarıda vasıfsız kalan iki milyon genci buluşturma noktasının altı güçlendirilmiş bir mesleki eğitim olduğunu belirtti.

Ortaöğretim Genel Müdürü Cevdet Vural, öğrenci bilgilerinin izlenmesinin yani büyük verinin öğrencileri ilgi, yetenek ve mizaçlarına göre yönlendirmelerinde büyük fayda sağlayacağını belirtti. Lise ders programındaki derslerin üç yapılı – temel dersler, öğrencinin yöneldiği alanda derinleşmesini sağlayan dersler ve sanatta, sporda fırsatlar yaratan dersler – bir sisteme dönüşeceğini ekledi. Böylece alan derslerinin oranını %40’lardan %55’lere taşıyabileceklerini paylaştı. Program netleştikten sonra ise bizlerden geri bildirim alacaklarını belirtti.

Bunları Da Beğenebilirsiniz!

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Doç. Dr. Adnan Boyacı öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin merkezde olduğu bir mesleki kariyer gelişimi programı hayata geçireceklerini paylaştı. Müfredat ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar materyalimiz olursa olsun tüm bu atılımların etkisinin öğretmenin adanmışlığına bağlı olduğuna değindi. “Öğretmen, okulu çocuk için yaşam alanı haline getirecek temel aktörlerdir.” dedi. Yapacakları çalışmalarda öğretmenleri desteklerken bireysel ve mesleki gelişim alanlarını dikkate alacaklar. Öğretmenlere yan dallarda gelişmeleri için çeşitli beceriler kazandıracaklar. Boyacı, özellikle YÖK ile birlikte çalıştıkları ve yakında son halini verecekleri yüksek lisans programlarına dikkat çekti. Mesleki gelişime yönelik kariyer basamakları oluşturmak da bir  başka reform olacak. Okul yöneticiliği ve liderlik programları, açık-uzaktan eğitimler, yüz yüze eğitimler yaparak önümüzdeki üç yılda 100 binden fazla öğretmeni eğitmeyi planlıyorlar. Sadece ulusal değil uluslararası programlardan da öğretmenler yararlanabilecek.

Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Sadi Şensoy ölçme değerlendirmenin temel hedefinin eğitimin kalitesinin artırılması olduğuna değindi. Şensoy, sınavlarda akıl yürütme, eleştirel düşünme, tahmin etme gibi üst düzey düşünme becerilerinin sınanacağını ve ezbere dayalı bilgilerin sınanmayacağını tekrarladı. Sorular içinde zaten bu bilgilerin verileceğini hatırlattı. Okuduğunu anlama, görsel okuma, yorumlama, verilen bilgiyi değerlendirme gibi beceriler sınavlarda odak noktası olacak. Erken yaşta çok soru çözmenin öğrenciler için artık çok da faydası olmadığına değinen Şensoy, anlama odaklı öğrenmenin değerini hatırlattı. 8. Sınıf öğrencileri için her ay örnek soru yayınlıyorlar. Sınava kadar da her ay paylaşmaya devam edecekler. Yeğitek ile üzerinde çalışarak Eba’da örnek soruların çözümlerini yayınlıyorlar. Ayrıca öğretmenler ve akademisyenlerle birlikte her sınıf düzeyi için soru yazma çalışmalarını yapmaya devam ediyorlar. Ölçme değerlendirme alanındaki bir başka reform ise “öğrenci başarı izleme araştırmaları”. 2019 yılında 56 ilde, 2020 yılında ise 81 ilde belirlenen düzeylerde öğrencilerin mezun olana kadar başarı grafiklerini tutacaklar. Böylece öğretmenler ve yöneticiler olarak öğrencilerimizin grafiklerindeki artışı ve azalışı gözlemliyor olacağız. Bu sistem sayesinde öğrencilerin hangi alanlarda eğilimleri olduğu tespit edilebilecek. Okullar arasında karşılaştırmalar yapılarak okulların akademik başarısı değerlendirilecek. Okul değerlendirme verileri izlenerek hangi okula destek verileceği belirlenecek. Bazı illerde aktif olan ölçme değerlendirme merkezleri 81 ilde kurulacak. Bu merkezlerde hem ulusal hem de uluslararası (TIMSS ve PISA) ölçme değerlendirme çalışmaları yapılacak. Bu reformlar sayesinde amaç süreç ve sonuç odaklı ölçmeyi dengeli bir şekilde yaparak okullar arasındaki başarı farklılıklarını azaltmak. Böylece sınavların eğitim sistemi üzerindeki baskısını azaltmayı hedefliyorlar.

Temel Eğitim Genel Müdürü Dr. Cem Gençoğlu oldukça etkileyici bir sunumla tasarım ve beceri atölyelerinden söz etti. Her çocuğun başarılı olma ve mutlu bir birey olma ihtimali olduğunu bize hatırlatan konuşmasında öğrenmeyi bütücül bir şekilde değerlendirmenin önemine, branşlarla değil disiplinlerarası bakış açısıyla ilerlemek gerektiğine, öğrencileri teknoloji ve tasarım atölyelerinde buluşturarak yaşamla tanıştırmanın önemine değindi. Okul öncesi eğitimin önemini vurgularken çocuklar arasındaki farkların en çabuk kapanacağı yerin okul öncesi olduğunu paylaştı. Gençoğlu, bu düzeyde çocuğun öğrenmeyle buluştuğunu dolayısıyla merakı merkeze almak gerektiğini belirtti. Yabancı dil yine çok önemli, yine merkezde dedi.  Konuşmanın en etkileyici paylaşımı ise temel eğitimde eportfolyo uygulamalarının anaokulundan itibaren başlayacak olmasıydı.

Ve tüm bu bilgilendirici sunumların ardından Ziya Hoca’mızın her biri bir tweet olacak paylaşımlarıyla sizleri baş başa bırakıyorum:

  • Eğer bir şey yapılacaksa birlikte yapacağız.
  • Benim eğitimle ilgili hizam çocuğun hizası. Bu hizayı kaybedersek insanlık kaybeder.
  • Biz dünyaya göre iyi olmalıyız. Dünyanın gittiği yere nasıl gideriz değil, dünyanın nereye gitmesini istiyoruz sorusunu sormalıyız kendimize.
  • Eğitimin ahlak zemini olmalı.
  • 2040 yılında dünya tarihinde bir kırılma olacak. Tekilliğe (singularity) doğru ilerlediğimiz bir döneme giriyoruz. Dijital ve biyolojik olarak bir araya geldiğimiz bir çağ başlıyor. Bugün yapılan birçok işi robotlar ele geçirecek.
  • Bu çocuklara bir borcumuz var. Bir şeyler yapmazsak sıkıntılı bir yüzyıl bekliyor bizi.
  • Eğitimde evrensel ve milli dengeyi bulmamız gerekiyor. İçe kapanmamalıyız. Toplumu kendi kültüründen mahrum etmek ne kadar kötülükse bir toplumu kendi kültürüne mahkum etmek daha büyük bir kötülüktür. Etkileşimi olmayan toplumlar kısır kalır. Mevlananın pergeli gibi dünyayı dolaşmalıyız.
  • Bu sistemde sürprizlere yer yok. Her çocuk başladığı kurallarla devam edecek.
  • Birlikte gelişmek ve geliştirmek üzerine kafamız çalışıyor. Yöneticilerimizin ve öğretmenlerimizin becerilerine katkı sağlamamız lazım.
  • Tükiye’nin batık bir eğitim sistemi yok. Bizim sadece eğitim sistemini gözden geçirmemiz gerekiyor. Sistemi yıkıp yeniden kurmak gibi bir amacımız yok.
  • İmkanları en düşük ve en yüksek olan okullarımızın arasındaki fark %60’ın üzerinde. Bu okullar arasındaki başarı farkımız ise %34. Okullar arasındaki farkı azaltırsak öğrencilerimizin üzerindeki sınav baskısını azaltabiliriz.
  • Cesaretiniz, ilhamınız, heyecanınız ve hayaliniz yoksa okullara ve öğrencilere dokunmayın. Okul bereket kapısıdır, okul dünyaya meydan okuma yeridir.
  • Öğretmenlik aslında kendi öğrenme serüvenimizdir.
  • Eğitim Türkiye’nin en büyük sorunu değil en büyük çözümüdür.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.