Eğitimin ülkemizde en çok kullanılan tanımlarından biri olan “bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı olarak istendik yönde değişiklikler oluşturma süreci” 1972 yılında Prof.Dr.Selahattin ERTÜRK tarafından yapılmıştır. Aradan geçen yaklaşık 34 yılda eğitim alanındaki yenilikçi çalışmalar ve teknolojik gelişmeler göz önüne alınarak bu tanıma “güncellenebilen” kelimesi de eklenebilir. Okullarda ve diğer eğitim kurumlarında kullanılan eğitim modellerinden güncellenmiş olanlarının kısa zamanda ulusal ve uluslararası başarılara ulaştığı, “öğrencilerin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı olarak istendik yönde değişiklikler oluşturduğu” görülmektedir.

Bir eğitim modeli; orijinalliği, içeriği, amaçları ve hedeflerinden ziyade öğrenme ve düşünmeye yönlendirme, araştırma yöntem ve tekniklerini kullanarak sorgulayarak problem çözebilme özellikleri ile ön plana çıkmalıdır. Eğitim modelinin bu özellikleri sağlayabilmesi için eğitim alanındaki yenilikçi çalışmalar ve teknolojik gelişmelere göre güncellenmesi gerekir. Kahoot, ClassDojo, Google Apps, Padlet gibi web araçları artık sınıfların demirbaş listelerinde yer almaya başladı. Kullandığımız cep telefonlarını üretilen son model olsalar bile belirli bir süre sonra güncelleme ihtiyacı hissediyoruz. Bu nedenle web araçlarını kullanmanın eğitim ortamlarında oluşturacağı etkinin yanında bu araçların güncellenmesi, zenginleştirilmesi de gerekmektedir.

Her eğitim modelinin içinde çeşitli değerlendirme (sözlü, yazılı, merkezi sınav vb.) aşamaları bulunmaktadır. Eğitim modelinin güncellemesi yapılırken değerlendirme aşamasındaki uygulamaların sonuçlarını da dikkate almak gerekir. Örneğin; Türkiye’de ilk kez 2013 yılında uygulanmaya başlayan TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş) ile ilgili görüşü alınan 992 öğrencinin cevaplarını analiz ettiğimiz İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.İbrahim KARATAŞ ile birlikte yaptığımız çalışmada*, TEOG’un içerik ve uygulama yönünden (puanlama sistemi, sınav yeri, sınav zamanı, sınav şekli, sınav yöntemi, sonuç bildirimi, soru tipi, soru sayısı, okul dersleri kapsamı) uyumlu olduğu fakat merkezi sınavlarda öğrencilerin kendilerini mutlu ve rahat hissetme düzeylerinin düşük olduğu tespit edilmiştir.

Eğitim modelleri güncellemelerinde hitap edilen neslin özellikleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Günümüzde K-12 seviyesi öğrencilerinin büyük bölümünün yer aldığı Z nesli (2000 yılı ve sonrası doğanlar) kendi dijital öğrenme ortamlarını oluşturabiliyor. Eğitim, bireyden topluma doğru yaygınlaştığından her bireyin teknoloji kullanım becerisini geliştirecek çalışmaların da yürütülmesi çok önemlidir. Bu yüzden eğitim ile teknolojinin entegrasyonu sağlanmalı, öğrencilere özgün çalışmalarını yürütebilecekleri imkanlar verilmelidir. Keşfederek, yaparak ve yaşayarak öğrenme, güncellenen eğitim modellerinin vazgeçilmez unsuru olmalıdır.

*http://www.jret.org/FileUpload/ks281142/File/24a._erkan_ozkan_.pdf

Görsel Kaynak

1 YORUM

CEVAP VER