Bir konferansta meşhur fütürist bilimci Thomas Frey şöyle bir şey söylemişti: “ Eğer biz insanların zihnindeki gelecek algısını değiştirirsek, bugünkü karar verme şekillerini de değiştiririz”

İşte bu nedenle, birbirine sıkı sıkıya entegre edilmiş “eğitim ve teknoloji” kavramlarının gelecekteki tasarımların içerisinde çok kritik bir yer tutacağını öngörmek bugün için atılacak önemli bir adımdır. Bu iki kavramın dansına eşlik eden eğitimcilerin geleceğe yön vereceklerini ve hatta geleceğin sahnesinde ihtişamla performans sergileyeceklerini kolaylıkla söyleyebiliriz.

Bugünün adımlarını atarken eğitimi ve teknolojiyi iyi anlamak çok hassas bir öneme sahiptir.” Amaç – araç” karmaşasına yaratıcı ve akılcı çözümler getirerek, bu iki kavramı bugün en yararlı şekilde bütünleştirmek ve bunu içselleştirmek şu an ortaya konulacak en makul hedeflerimizden olmalıdır diye düşünüyorum. Bu bütünleşmenin daha özgür , daha yaratıcı , daha üretken ve potansiyelini daha etkin kullanabilen bireylere fırsat sağlaması olmazsa olmazların başında yer almalıdır.

Öğretim teknolojileri alanında önemli bir isim olan Paul Seatller’ın bir tanımlaması, bence bu ilişkinin hangi yönde ilerlemesi gerektiği konusunda çok değerli bir ipucu veriyor. Paul Seatller diyor ki “Teknoloji, bilimin uygulamalı bir sanat dalı haline dönüşmesidir.”

Teknolojiyi tanımlarken kullanılan bu kelimeler adeta eğitim ve teknoloji ilişkisinin hangi temeller üzerine inşa edilmesi gerektiği konusunda açık bir yol gösteriyor: “Bilim, uygulama ve sanat”

Bilim’in tanımında yer alan merak, sistemcilik, deney ve gözlem ifadeleri ; uygulama’nın içinde bulunan mevcut bilginin bir ürün olarak ortaya konması ya da gerçekliğe dönüştürülmesi ; ve de sanat’ın doğasında olan yaratıcılık , hayal gücü ve yeteneklerin harekete geçmesi eğitim ile teknolojinin bir araya getirilmesinde izlenecek yolun temel taşlarını oluşturmalıdır.

Kanımca, bu temel taşların çerçevesinde oluşturulmuş bir eğitim ve teknoloji bütünlüğü, yazımın en başında da belirttiğim amaç-araç karmaşasının getireceği endişenin de kolaylıkla ortadan kalkmasını sağlayacaktır.

Bu kavramların arasında özellikle “sanat” ifadesine dikkat çekmek istiyorum. Bireyin hayal dünyasını genişleten, yeteneklerini ortaya çıkarmaya ve özgüvenini olumlu yönde geliştirmesine fırsat sağlayan ve de yaratıcılık konusunda sınırlılıkları ortadan kaldırma gücünü elinde bulunduran sanat , teknolojinin eğitim ile ilişkilendirilmesinde muhakkak göz önünde tutulması gereken özelliklerinin alt yapısını oluşturmalıdır.

Peki tüm bunların ışığında, bugünü değerlendirmek gerekirse teknoloji bize ne öğretti? Aslında yazımın bundan sonraki kısmı , sizlerin de düşünceleri ve katılımı ile zenginleşmesi gerekiyor. Bu nedenle, yorumlarınızı ve dönütlerinizi alarak yeni bir yazının ilhamının oluşmasını temenni ediyorum. Evet, şu ana kadar teknoloji bize neler öğretti ve bunlar geleceğin “eğitim ve teknoloji” tasarımıyla kıyaslandığında ne noktada?

Paylaşımı, etkileşimi , bilgiyi analiz etmenin gerekliliğini , araştırmayı , bilgi edinmenin kolaylığını , anlık iletişimi düşündüğümüzde bu değerlerin Teknoloji Sanatı’nın yapacağı “Geleceğin Eğitimi” tablosunda ihtiyaç duyacağımız bütün renklerini kapsadığını söyleyebilir miyiz?

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER