JULES VERNE’İN DÜNYASINDA STEM EĞİTİMİ TASARIM ÖRNEĞİ:
“NE ALTI VAR NE ÜSTÜ”

Çağdaş YÜKSEL
İstanbul Özel Amerikan Robert Lisesi
Coğrafya Öğretmeni

Özet

Kendi zamanına göre geleceği öngörebilen, ilerici-modern çizgiler taşıyan Jules VERNE romanları, aynı zamanda birçok bilim-kurgu öğesini bünyesinde bulundurması ile bilim ve teknolojinin gelişimini tetikleyerek gelecek kurgularına ilham kaynağı olmuştur. “STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics) Eğitimi” ise bilim, teknoloji, mühendislik ve matematiğin birbiriyle entegre bir şekilde öğretilmesini içeren ve okul öncesinden yüksek öğretime kadar tüm süreci kapsayan bir eğitim yaklaşımıdır. Jules VERNE’in 1889 yılında yayımlanan “Ne Altı Var Ne Üstü” romanında, kuramsal bilgileri teknoloji ve mühendisliğin pratiği ile harmanlayarak hayata değer katacak yenilikleri hangi yöntemlerle ortaya çıkardığı açıkça görülmektedir. Buna ek olarak, romanda yer alan karakterlerin STEM eğitiminin bir parçası olan 21. yüzyıl becerileri ile donatıldıklarını görülürken karakterler yer yer “Maker Hareketi”nin ruhunu yansıtan tutumları ile de dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, “Ne Altı Var Ne Üstü” romanının sahip olduğu tüm bu özellikleri ile günümüz öğretim programları içerisinde nasıl değerlendirilebileceği üzerinde durulacaktır.

Anahtar Kelimeler: Jules Verne, Ne Altı Var Ne Üstü, STEM Eğitimi, 21. Yüzyıl Becerileri, Maker Hareketi

Abstract

Jules Verne’s novels foresaw the future in his time, had progressive-modern qualities and contained numerous sci-fi elements, which triggered the advancement of science and technology, moreover, inspired construction of the future. STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics) Education” is an approach to education that embodies integrated tuition of science, technology, engineering and mathematics through pre-school to higher education. In Jules Verne’s novel “The Purchase of the North Pole” which was published in 1889, how he unravels innovations that will enrich one’s life using theoretical knowledge, technology and the application of engineering is clearly seen. Furthermore, it is observed that the characters in the novel possess the 21st-century skills that are a part of STEM education and often times they draw attention with their attitudes that reflect the “Maker Movement”. In this paper, will be focus on how we can utilize all these attributes of the novel “The Purchase of the North Pole” in current education programs.

STEM EĞİTİMİ ve MAKER HAREKETİ:

STEM eğitimi; Bilim (Science), Teknoloji (Technology), Mühendislik (Engineering) ve Matematik (Mathematics) kelimelerinin İngilizce olarak baş harflerinin kısaltmaları ile ortaya çıkmıştır. Ülkemizde ise Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik kelimelerinin kısaltmaları yapılarak FeTeMM biçiminde adlandırılmaktadır. Ancak son zamanlarda STEM eğitimlerine Sanat (Art) ile ilgili güncel konuların da eklenmesiyle bu eğitim yaklaşımı STEAM olarak adlandırılmaya başlanmıştır (Yıldırım ve Altun, 2015). STEM kelimesindeki “E” harfinin tanımladığı “Engineering” sadece mühendislik anlamına gelmemektedir; “tasarım ve üretim” anlamına da gelmektedir. “Science” kelimesini tanımlayan “S” harfi ise sadece doğa bilimlerini değil “beşeri bilimler ve sosyal bilimleri” de içermektedir. Ayrıca STEM yerine ESTEM, STEAM, S-TEAM gibi kısaltmalar da kullanılmaktadır. Buradaki “A” harfi de estetiği de kapsayan “Art” yani “sanat” kavramının kısaltması olarak kullanılmaktadır. ESTEM’deki “E” harfi ise enterpreneur kelimesinin kısaltması yani “girişimcilik” kavramını temsil etmektedir. Ülkelerin ekonomik gelişimlerinin sürüdürülebilmesi için eğitim sistemi içerisinde STEM eğitim ve uygulamaları geliştirilmektedir. STEM eğitimi disiplinleri bir araya getirerek kaliteli öğrenme, var olan bilgiyi günlük hayatta kullanma, yaşam becerilerini artırma, üst düzey ve eleştirel düşünmeyi kapsayan bir eğitim olarak düşünülebilir (Yıldırım ve Altun, 2015). STEM yaklaşımının önemli bir çıktısı olarak görülebilecek MAKER Hareketi ise, sıfırdan hiç olmayan bir şeyi hayal edip üretebilme temeline dayanmaktadır. 2005 yılında ABD’de ortaya çıkan bu hareket “Kendin Yap” (DIY: Do It Yourself) kültürü ile kişilerin tüketimden üretime geçmesi, yeni ürünler üretmesi, yaratıcılığını ve inovatif düşüncelerini kullanması, aynı eğilimdeki diğer kişilerle bir araya gelmesi anlamını taşıyor. STEM eğitimi ve Maker hareketi evrensel okur-yazarlık becerilerine odaklanmaktadır. Bu beceriler yaratıcı düşünme, eleştirel düşünme, problem çözme ve işbirlikçi çalışmadır.

JULES VERNE ve STEM EĞİTİMİ:

Bilim kurgunun babası olarak adlandırılan Jules Verne (1828 – 1905) UNESCO’nun çeviri kitap veritabanına (Index Translationum) göre dünyada en çok çevrilen ikinci bireysel yazar olma özelliğini korumaktadır. 1863 yılında yayımlanan ilk eserinden günümüze kadar teknolojinin ve sanayinin gelişiminde çığır açan bir çok tasarım ve üretime ilham kaynağı olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada VERNE’in romanlarında kurguladığı STEM eğitimi yaklaşımı “Ne Altı Var Ne Üstü” adlı eseri üzerinden değerlendirmeye alınacaktır. Buradan yola eser içerisinde STEM eğitiminin bileşenlerine yönelik tespit edilen noktalar alıntılar ve analizlerle birlikte sunulacaktır. Romanlarını yazarken çok sayıda kişiden yardım alan Verne, 1889 yılında yayımlanan “Ne Altı Var Ne Üstü” eserinde Fransız matematikçi ve mühendis olan Albert Badoureau (1853-1923) ile birlikte çalıştığı bilinyor. Bu işbirlikçi yaklaşım ile kendi zihninde tasarladıklarını üretime dönüştürme konusunda disiplinlerarası bir yaklaşım ile bilimsel bilgiyi gündelik hayatta kullanarak çözüm odaklı yaklaşımlar sergileyen VERNE’in tüm eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de çağının çok ötesindeki bir eğitim yaklaşımına da ilham olmuş olabileceği düşünülebilir. Kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısı, bir durumun problem olarak nasıl tanımlanabileceği ve problem çözme temelli bir yaklaşım ile nasıl bir sonuca ulaşılabileceği noktasında okuyucuda merak uyandırıyor:

“Daha önce Dünya’dan gönderdikleri gülle ile Ay’ın çevresini dolaşan Gun Club’ın gözüpek topcuları bu kez de Kuzey kutbunu açık artırma ile satışa çıkartıyor. Bu girişimin hedefinin kutup bölgesindeki zengin taşkömürü yataklarının işletilmesi olduğu anlaşılınca bu kez akıllara, Kuzey kutbuna nasıl ulaşılacağı sorusu geliyor. Her konuda olduğu gibi topçuların buna da verecekleri pratik bir yanıtları vardır: Kutba ulaşmak yerine kutbu ayaklarının dibine getirmek. Şiddetli bir sarsıntının etkisiyle Dünya’nın eksenini yörünge düzlemine dik hale getirerek yeryüzünde önemli altüst oluşlar yaratmayı planlayan bu emekli topçular, bu değişikliğin olumlu sonuçlarını ön plana çıkartarak dünya sakinlerini ikna etmeye çalışıyorlar.”

J. VERNE İÇİN STEM EĞİTİMİNİN TEMELİ:“BİLİM”

Jules VERNE’in “Ne Altı Var Ne Üstü” adlı eserindeki ana karakterlerden biri olan Dünya’nın matematik alanında saygı duyduğu bilimadamı J. T. Maston’ın ağzından aktardığı “Bilimin verilerini büyük bir titizlikle pratiğe geçirdik.” ifadesi ile eserlerindeki bakış açısını ve yaklaşımını açıkça ortaya koyduğu görülmektedir. “Matematikçi bilginler, Evangeline Scorbitt için bütün övgüleri hak ederken, bir kadını kendilerine kütlelerle doğru, uzaklıkların karesiyle ters orantılı olarak çekmeye çok yatkındırlar.”

İnsan ilişkilerini aktarırken bile bilimsel anlatımı kendisine ilke edinen Verne, yukarıdaki anlatımında Newton’ın evrensel kütle çekim yasası mekanizmasını okuyucuyla buluşturmayı başardığı görülmektedir. Döneminin bilimsel gelişmelerini yakından takip ettiğinden hiç kuşku duyamayacağımız Verne, bilim insanlarının çalışmalarını çoğu zaman onların adlarını da verek -bir bakıma onlara olan saygısını göstererek- bir edebi metine aktarma konusundaki hünerini ortaya koymaktadır. Böylelikle bilimsel gelişmeleri yakından takip etme fırsatı bulamayan ya da bu çalışmalara ilgi duymayan okuyucusuna romanları aracılığıyla güncel bilimsel bilgileri ulaştırabilmektedir. Çok geniş bir yelpaze ile farklı bilim dallarından aktardığı bu bilimsel bilgiler ile STEM eğitimi yaklaşımının bilimsel temellerini attığı çok açıktır. Olay örgüsü içerisinde ihtiyaç duyduğu tüm bilimsel bilgileri okuyucusuyla buluşturarak okyucusunun zihninde hiçbir soru işareti bırakmamayı ve yaratıcı düşünce ile oluşturduğu kurgusunun hayata geçirilebilirliği hususunda oluşabilecek tüm şüpheleri en baştan ortadan kaldırmayı başarması belki de onun bilimkurgu roman türündeki başarısının sırrı olarak nitelendirilebilir. “Profesör Nordenskiöld, Grönland’da yaptığı incelemeler sırasında, önemli bir miktarda fosil bitkinin üzerini kaplayan ve kumtaşlarından, yaprak-kayaçlardan ve linyit tabakalarından oluşmuş tortullarla karşılaştı. Danimarkalı Stoenstrup, yetmiş bir maden yatağına rastladığı Diskö dolaylarında bir zamanlar kutup ekseninin etrafından kümelenen sıkı bir bitki örtüsünün kalıntısı olduğu anlaşılan izlere ulaştı.”

Adolf Erik Nordenskiöld (1832-1901) İsveç Akademi üyesi jeolog ve minerolog, Johannes Japetus Smith Steenstrup (1813-1897) ise Danimarkalı zoolog ve biyologtu.

“Dünya’nın yüzeyindeki parçaların peşpeşe tartılmasıyla ortaya çıkan yaklaşık rakam, metreküp başına 5480 kilogramdır. Bu rakam Mitchell’in geliştirdiği bir terazi sayesinde Cavendish’in saptadığı rakamdır.”

İngiliz kimyager ve fizikçi olan Henry Cavendish (1731-1810) Cavendish Deneyi olarak adlandırılan bir deney yöntemle Yer’in kütlesini ve yoğunluğunu ölçmüştü.

“Eğer Dünya bir eksen etrafında dönmüyor olsaydı, belki de ona keyfe göre seçilmiş bir eksen etrafında dönme hareketi kazandırılabilmek için görece hafif bir sarsıntı yetecekti; ancak bu haliyle oldukça hızlı bir şekilde yol alan ve bir doğa yasasının sabit bir şekilde aynı eksenin etrafında dönmesini istediği devasa bir Jiroskop’a benzetilebilir. Leon Foucault bilinen deneyleriyle bunu kanıtlamıştır.”

Fransız fizikçi Jean Bernard Leon Foucault (1819-1868) kendi icadı olan Foucault Sarkıcı ile Dünya’nın kendi çevresinde dönmesinin etkisini gösteren bir düzenek geliştirmiş ve açısal dengenin korunması ilkesiyle çalışan jireskop araçlarıyla tanınmıştı.

J. VERNE, STEM KÖPRÜLERİNİ KURUYOR: “MATEMATİK”

Verne’in, formal bilimler altında teorik sembol ve kurallardan oluşan matematik modellerinin uygulamalı matematiğe dönüştürülerek gerçekliğe uygulanabilirliğine vurgu yapma konusunda da kalemini ustaca kullandığı görülmektedir.

“Matematikten biraz anlamış olsaydınız “iki kere ikinin dört ettiği kadar kesin” demezdiniz. Bugüne kadar iki sayının toplamının o sayının iki katına eşit olduğunu yani iki kere ikinin dört ettiğini öne süren bütün matematikçilerin deli olmadığını kim kanıtlayabilirdi. Eğer “bir kere birin iki olduğu kadar eminim” deseydiniz bu kabul edilebilirdi. Çünkü bu bir teorem değil bir tanımlama olacaktı.”

Bilimsel verilerin, teknolojinin tasarım ve mühendisliğin üretim aşamalarındaki kullanımını inşa ederken matematiğin temel alınarak bir köprü olduğu düşüncesini ise Verne eserinde şu şekilde ifade ediyor:

“ (J. T. Maston) Matematik ile, deneysel bilimlere uygulamak için uğraşıyordu; deneysel bilimlerse kullanım alanları endüstri olduğu için cezbediyordu onu sadece.”

Eserde, ortaya çıkarılması planlanan ürünün matematik altyapısının kurgulanması sürecini ayrıntılı bir şekilde okuyucuyla buluşturan Verne, bu süreci ise şu şekilde özetliyor:

“J. T. Maston, mekanik, üç boyutlu analitik geometri, kutup geometrisi ve trigonometri ile ilgili denklemleri çözümleyerek bu gizemli ve karmaşık görevi tamamlaması için kendine sekiz günlük bir zaman dilimi gerektiğini düşünüyordu.”

BİR ÜRÜN ORTAYA ÇIKIYOR: “TEKNOLOJİ” ve “MÜHENDİSLİK”

Kendi zihnindekilerini romanlarına aktaran ve nasıl hayata geçirilebilecekleri ile ilgili tüm detayları okuyucusuyla buluşturan Verne, Maker Hareketi’nin vurguladığı üretime geçme aşamasını kendi roman kahramanları üzerinden gerçekleştiriyordu. Verne’in hayal ettiği ve daha sonra icat edilen, yapılan cihazlardan bazıları listelendiğinde Verne’in bu alandaki başarısı gözler önüne seriliyor: çok uzun menzilli top (Beş Yüz Milyonluk Miras, Ay’a Seyahat), helikopter (Gökler Hakimi), görüntülü telefon (2890 Yılında), elektrik motoru (Deniz Altında Yirmi Bin Fersah, Uskurlu Ada, Gökler Hakimi, Mathias Sandorf, Cihan Hakimi), tank (Buharlı Ev), dalgıç giysisi (Deniz Altında Yirmi Bin Fersah), mekanik kuş (Cihan Hakimi), yapay uydu (500 Milyonluk Miras).

Bilim ve matematiğin ışığında Dünya’nın eksenini yörünge düzlemine dik hale getirecek bir aygıtın geliştirilmesi sürecini, dönemin teknolojik imkanları ve mühendislik becerileri ile harmanlayarak okuyucaya aktaran Verne, tıpkı Ay’a Yolculuk’taki “Columbiad”, Denizler Altında Yirmibin Fersah’taki “Nautilus” benzeri, yeni ve eşi benzeri olmayan bir aygıtın tasarlanma ve yapılma sürecini en ince ayrıntıları ile kaleme alıyor. “Şirketin mühendislerince kullanılması düşünülen aygıt, düşey olarak ateşlendiğinde etkisi sıfır olacak olan dev bir toptan başka bir şey değildir. En büyük etkiyi yaratmak için kuzeye ya da güneye doğru yatay olarak ateşlenmesi gerekmektedir.”

“Ne Altı Var Ne Üstü” adlı eserde bahsedilen topun yapımı için gerekli malzemeler, yapım aşamaları, Dünya üzerinde yerleştirileceği yer ve özellikleri, ateşleme için gerekli olan malzemenin özellikleri, ateşlme sırasında kullanılacak güllenin yapısı ve özellikleri ve ateşleme sonrasında bu gülleye ne olacağına dair tüm ayrıntıları okuyucuyla paylaşan Verne, romanını adeta bir proje raporuna dönüştürmektedir. Verne, eserinde tüm bu süreci ifade etmek için “girişim” sözcüğünü kullanmayı tercih ediyor. Hatta kendi girişiminin olumlu/olumsuz noktaları ile ilgili eser içerisinde değerlendirme yapmaktan da geri kalmıyor: “Washington hükümeti 19 Şubat tarihli bir kararnameyle John Prestice başkanlığında mekanikçilerden, mühendislerden, subilimcilerden ve coğrafyacılardan oluşan elli kişilik bir soruşturma komisyonu kurulmasına karar verdi.”

Bu noktada şunu da belirtmek gerekir ki Verne eserde bu girişim ile ilgili tüm bilgileri aktarırken, gazete manşetleri ve yazıları ile insanların duygu, düşünce ve tepkilerinin ne olabileceği noktasındaki değerlendirmelerini de okuyucuya ulaştırmayı es geçmemiştir. Bu girişimin edebiyat alanında, tarım ve sağlık sektörleri üzerindeki olumlu/olumsuz etkilerini değerlendirmeye almayı da ihmal etmeyecektir. Bu girişimi planlayan ve hayata geçirmek için uğraş veren kahramanlarını ise “insanoğlunun iyiliği için türdeşlerinin çıkarına hizmet edenler” olarak nitelendirmekten de geri kalmayacaktır.

SONSÖZ:

Jules Verne’in “Ne Altı Var Ne Üstü” adlı eseri, bilim kurgu roman olarak edebi bir metin olsa da bilim, matematik, teknoloji, mühendislik, sosyal bilimler, sanat ve girişimcilik alanlarına yönelik bütünleşik bir bakış açısı ile bu alanlara ait uygulamaların okuyucunun gözlerinin önüne serildiği kaynak bir kitap olma özelliği taşımaktadır. Bu bağlamda STEM Eğitimi ve Maker Hareketi’nin günümüzde oluşturmaya çalıştığı yapının tamamını bu eserde görebilmemiz mümkündür. Bu her iki oluşumun ruhunu, hedeflerini ve çıktılarını daha iyi anlayabilmek için bir çok alanda olduğu gibi Jules Verne’in çağının ötesindeki görüş ve düşüncelerine kulak verilmelidir.

KAYNAKÇA:
• VERNE, Jules. Ne Altı Var Ne Üstü. 2. Baskı. İthaki Yayınları, 2009. İstanbul.
• Milli Eğitim Bakanlığı. STEM Eğitimi Raporu. Haziran 2016. http://yegitek.meb.gov.tr/STEM_Egitimi_Raporu.pdf

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER