90’ların sonlarında Dünya Bankası ile yapılan anlaşmalar bir dizi kural getirdi ve benim en memnun olduğum değişiklik müfredata her üniversitenin eklemek zorunda olduğu Öğretim Teknolojileri dersiydi. Başka üniversitelerde var mıydı bilmiyorum ama üniversitemize hemen dokunulması yasak bilgisayarlar geldi. Eğitim Teknolojileri dersi veren hocamız bilgisayar kullanmayı bilmediğinden hepimizin kursa gitmemizi şart koştu ve Windows 95’in doğumundan 3 yıl sonra elimiz bilgisayara değdi. Kursa giderek bugün üç yaşında bir çocuğun bildiği şeyleri öğrenmek için 1 ayımızı geçirdik, sonra İnternet Café’ler geldi.

Teknoloji dünyası geliştikçe ilgim arttı ve en sonunda Amsterdam’da Dil Öğretiminde Multimedya Aktiviteleri Geliştirme kursuna gittim. Kurs bitiminde fark ettim ki özel hayatta kullandığım ve çok ilgilendiğim bu teknolojileri derslerimde pek kullanmıyordum. Sonunda İngiltere’de İnovasyon ödüllerinde finale kalacak kadar bu işin içine girdim.

2007 yılında teknoloji sınıfta daha yaygın kullanılmalı ve daha fazla insan eğitim teknolojilerinden haberdar olmalı diyerek Amsterdam’da ki eğitmenimi düzenlediğimiz konferansa davet ettim. Ne yazık ki oturuma sadece 5-6 kişi katıldı. Windows 95 insanların bilgisayar kullanımında nasıl bir yenilik meydana getirdi ise 2007 yılı da iPhone ile birlikte mobil teknolojilerin ve uygulamaların hayatımızın her alanına girmesini sağladı. 2008 yılında cesaretimi bir kez daha topladım ve çalıştığım üniversitede Eğitim Teknolojileri ve İnovasyon temalı bir konferans düzenledik. Akıllı telefonların daha yeni yeni ortaya çıktığı, tablet bilgisayarların hiç olmadığı, hatta sınıflarda bilgisayarların bile çok yaygın olmadığı o yıl konferansa sadece 90 kişilik katılım gerçekleşti.

Son birkaç yıldır dil öğretimi seminerleri dünyada ve Türkiye’de Eğitim Teknolojileri temasına odaklandı ve kendi adıma bundan mutlu oldum. Beni en çok mutlu eden şey ise birçok teknoloji devinin yer bulmayı ümit ettiği genç bir nüfus içinde Eğitim Teknolojileri adına düzenlenen bu konferans, seminer ve çalıştaylar.

Edtechist bunlardan biri ve içeriği, konuşmacıları, düzenleyicileri, sponsorları ve coğrafyası ile önemli bir işe imza atıyor. Tahmin edebileceğiniz sebeplere ek olarak Edtechist düzenleyicilerinin beni birde blogger olarak davet etmesi bende ayrı bir heyecan yarattı.

Teknoloji; dost mu düşman mı? Öğretmenin yerini alacakmı? Neleri kullanmalıyım? Nasıl kullanmalıyım? Kullanmalı mıyım? Öğrenmesi zor mu? Nasıl daha etkili kullanırım? Uzmanlar ne diyor?… Gibi sorularınız varsa olmanız gereken bir yer var. Edtechist’te görüşmek üzere.

Öne çıkarılmış görsel : http://www.adweek.com/socialtimes/files/2013/01/technology.png

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER