Kaan 18 yaşında. Robert Kolej son sınıf öğrencisi. Kartviziti var. Üzerinde öğrenci yazmıyor. Çünkü o bir girişimci. 6 ay önce bir “startup” kurdu. Yaz okulunda tanıştığı üç üniversite öğrencisi ile birlikte. Sanayi bakanlığı fikrine teşvik verdi, YTU TeknoPark’da bir ofisin kirası ve masraflarıyla birlikte. Akıllı priz tasarladılar. Bu prizin pazarda kendine yer bulabilecek ve alıcıları cezbedecek özelliklere sahip olduğunu söylemem gerek.

Son dönemde IoT(Internet of Things / Nesnelerin Interneti) kavramını duymuş olmalısınız. Internete bağlı cihazlar arasındaki bilgi alışverişi, toplanan verinin akıllı şekilde analiz edilmesi ve analiz edilen bilginin kullanıcının hayatını kolaylaştırması bu kavramın temelini oluşturuyor. Gelecek burada gizleniyor. Aslında günlük hayatımızda bu teknolojileri kullanıyoruz. Örneğin bir adım sayarınız (örneğin Fitbit) varsa günlük attığınız adımların analizlerinizi izleyebilir, arkadaşlarınızın haftalık analizi ile karşılaştırarak sağlıklı bir yarışa girebilirsiniz. Ya da evinizdeki karbondioksit miktarı arttığında ve zararlı bir boyuta ulaştığında iPhonenunuza bir mesaj gelebilir. Hayatımız akıllı evler, akıllı arabalar, akıllı saatler gibi her gün karşılaştığımız IoT örnekleri ile dopdolu. Peki sanayi bakanlığı Kaan’ın hangi fikrini teşviğe değer görmüş?

Akıllı prizin bir dolu özelliği var, günlük hayata dair analizler iyi yapılmış ve inanılmaz zekice ama bir o kadar da basit, anlaşılır çözümler üretilmiş. Bulaşıkları yıkamak istediğinizde size soruyor, “30 dakika sonra şu kadar daha az elektrik ücreti ödeyeceksiniz, daha sonra yıkamak ister misiniz?” Eğer cevabınız evetse bulaşıklarınızı 30 dakika sonra yıkamaya başlıyor. Günün hangi saatinde elektriğin ne kadar ücretlendirildiğini internetten güncel olarak alıyor ve bu konuda sizi bilinçli tercihler yapmanız konusunda yönlendiriyor. Televizyonunuz standby durumunda beklediğinde yıllık 300 dolara yakın elektrik ücreti ödediğinizi biliyor muydunuz? Buna vampir enerji deniyor. Kaan ve arkadaşlarının tasarladığı ürün odaya geldiğinizi sensörler yardımı ile anlıyor ve televizyonunuzu standby konumuna getiriyor, siz odadan çıktığınızda ise elektriği tamamen kesiyor. Böylece 300 dolar cebinizde kalıyor.

Peki soruyorum sizlere böyle bir girişimin, üretimin ve yaratıcılığın içinde yer alan bir birey 21. yüzyıl becerilerine sahip midir, değil midir? Biz okullarımızda buna ne kadar fırsat yaratıyoruz? Öğrencilerimizi yaratıcılık süreçlerinin içinde yer almasını nasıl teşvik ediyoruz? Okullarımızda Kaan gibi verebileceğimiz pek çok örnek var. Mezunları bir araya getirmek için uygulama(app) yazan, bir yazılım geliştirme kulübünü yöneten ve Apple tarafından dünya çapında sınırlı sayıda öğrenci arasına girerek #WWDC14 ile ödüllendirilen Metin Say’dan tutun da, alzheimer hastalarına yönelik harika bir tiyatro oyunu yazan Mert Esencan’a (Detaylı bilgi için http://goo.gl/4rkWFT ziyaret edebilirsiniz.), bu oyunun kitabını tasarlayan, fotoğrafçılık kurslarının birinden diğerine koşan, bir politikacının farklı senaryolara göre resimlerini çeken, hazırladığı el yapımı kartları internette pazar bulan Tulya Bekşioğlu’na  (Tulya’nın fotoğrafları ve çizimlerine ulaşmak için http://instagram.com/tulyab ve http://instagram.com/artsytuly Instagram sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.) ve görme engelli çocuklar için geometri müfredatını baştan yazan ve seneye Alan November ile birlikte 1000 kişiden fazla bir eğitimci topluluğuna BLC etkinliğinde sunum yaparak farkındalık yaratmayı amaçlayan bir grup öğrenciye kadar. Daha pek çoğu hayatımızdalar. Biz onları görüyor muyuz, dinliyor muyuz?

Bu öğrencilerin en güçlü yanı sadece hayatta ihtiyaçları farketmeleri, üzerinde düşünmeleri, biraraya gelmeleri ve çözüm üretmeleri değil aynı zamanda etraflarında bir öğrenme ağı oluşturmaları. Kaan RC yaz okulunda 3B Tasarım üzerine bir dersin müfredatını oluşturdu ve eğitmenliğini yaptı. Öğrencileri kendi tasarladıkları, 3B yazıcıdan çıktılarını aldıkları parçalar ile oluşturdukları robotları yine kendi yazdıkları kodlarla hareket ettirdi. Öğrencilerinin dünyasında yeni pencereler açtı. RC Maker kulübünü kurdu ve şu an 20’den fazla öğrenciye liderlik ediyor. Bu arada 3B yazıcı tasarladığını ve bu yazıcının çalıştığını söylemek akıllara durgunluk veriyor. Yani Kaan’ın kendi ürettiği bir 3B yazıcısı var.

22 Eylül Pazartesi günü Robert Kolej’de öğretmen ve öğrencilerimizle vakit geçiren, ilham verici bir konuşma yapan eğitim teknolojileri alanında uluslararası eğitmen Alan November (Kendisi 17-19 Nisan tarihleri arasında EdtechIst’in ana konuşmacısı olacak.) Robert Kolej’in muhteşem kampüsünden, son teknolojik imkanlarından ya da kaliteli öğretmen kadrosundan etkilenmedi. Onun etkinlendiği Kaan ve onun gibi birbirinden yetenekli gençler oldu. Öğretmenlere yönelik yaklaşık iki saat süren konuşmasında, öğrencilerimizin aslında pek çok şeyi yapabilecekleri enerjilerinin, yeteneklerinin ve imkanlarının (Internet ve coursera, edex gibi online kurslar) olduğunu ve biz öğretmenlere düşenin artık fırsatları çoğaltmak, onları teşvik etmek ve yeteneklerini, başarılarını farketmek olduğunu tekrarladı.

Kaan Arduino (açık kaynak yazılım ve donanımı biraraya getirdiği elektronik ortam) kullanmayı sınıfta öğrenmedi. Internet’te çeşitli videolar izleyerek, online kurslara katılarak öğrendi. Biz ise onun bu enerjisine ve ilgisine topluma hizmet edebileceği şekilde yön vermeye çalıştık, onu daha fazla öğrenmeye teşvik edecek soru ve problemlerle karşılaştırdık, çeşitli ortamlarda yer almasına fırsatlar yarattık. Örneğin geçen hafta Intel’ın IoT Roadshow etkinliğinde Intel’in bir tür Arduino sertifikalı geliştirme ve prototip ortamı olan Galileo 2nd Generation’ı kullanan ilk ve tek lise öğrencisi oldu. Sektörde çalışan ve üniversite öğrencisi olan diğer üç kişi ile birlikte “development” etkinliğinde görme engelliler için hazırladıkları proje ikinci olarak seçildi. Intel Kaan’ı ücretsiz kullanabilmesi için bir Galileo ile ödüllendirdi.

Kaan’ın hayalleri var, bir amacı var ve en önemlisi yaptıklarından keyif alıyor. Geçmişten ders alıp, şimdiki fırsatları çok iyi kullanıyor. Gelecek için kendine her an yatırım yapan bir genç o. Bizlerden öğreniyor, biz de ondan. Genç bir girişimci o. Alan’ın sorduğu ve benim en çok sevdiğim sorulardan biri “Öğrenmenin sahibi kim?” (Who owns the learning?) Bütün bu paylaştıklarımdan görülüyor ki Kaan kendi öğrenmesinin sahibi. Biz sadece ona hayran öğretmenleriz.

Kaan’in web sitesine http://www.kaangoksal.com/ ulaşabilirsiniz.

YAZIYI PAYLAŞ
Önceki İçerikHer Derste Dijital Hikaye Anlatsak
Sonraki İçerikGoogle Education Trainer Camp (#TEGoogle) Nasıl Geçti?
Eğitimde yenilikçi yaklaşımlar ve uygulamalar, öğretmenler için mesleki gelişim programları, öğretim programı geliştirme ve teknoloji entegrasyonu konularında 16 yıldan fazla süredir Robert Kolej, Enka Okulları, ODTÜ Geliştirme Vakfı Okullarında pek çok farklı pozisyonda çalışma fırsatı yakaladı. Şu an İELEV Özel 125. Yıl İlkokul ve Ortaokulunda okul müdürü olarak görev yapmaktadır. ODTÜ Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünde lisans ve yüksek lisansını tamamladı. Doktorasını Bahçeşehir Üniversitesinde Eğitim Teknolojileri bölümünde yapmaktadır. Uzmanlık alanları arasında müfredata yenilikçi yöntemlerin, yaklaşımların ve teknolojilerinin entegrasyonu; öğretmenler ve öğrenciler için profesyonel gelişim ve liderlik programları bulunmaktadır. Öğretmenlerin 21. yüzyılda başarılı ve mutlu bir nesil yetiştirmeleri için dönüşümü nasıl başlatabileceklerini anlatan ve en son 5. baskısını yapan “Öğretmen 2.0” kitabını yazdı. KAGIDER (Kadın Girişimciler Derneği) ve Microsoft tarafından Mayıs 2016’da Türkiye’de yılın en başarılı kadın eğitimcilerinden biri seçildi. K12 düzeyinde Türkiye’nin tek “Adobe Eğitim Lideri”dir. 2013 yılında Google Apps for Education Certified Trainer, 2015 yılında Microsoft Innovator Expert, 2015 yılında Common Sense Certified Educator unvanlarını aldı. 40’tan fazla okulda 1:1 laptop programının uygulanması ve öğretmen profesyonel gelişim programının hayata geçirilmesi konusunda danışmanlık yaptı. Son iki yılda 100’den fazla, farklı öğretmen grubuna yenilikçi yöntem, yaklaşım ve teknolojilerin müfredata entegrasyonu konusunda eğitimler verdi.

6 YORUMLAR

  1. Merhaba, yazınız ilginç ancak ciddi bir hesap hatası var; günümüzde hiçbir televizyon fişte bekleme konumunda yıllık 300 dolarlık elektrik harcamaz. Ortalama bir televizyon bekleme konumunda 1 ila 10 Watt/saat arasında elektrik tüketir. Ortalama 5 watt/saat olarak hesaplarsak yılda 44 KW elektrik tüketilir. Elektriğin fiyatını 40 kuruş olarak hesaplarsak yıllık 17 TL tutarında elektrik tüketilecektir, ki günümüzde çoğu TV bunun en fazla onda birini tüketir, yani yılda birkaç TL’lik tüketilen bahsedilebilir. Bilginize. Saygılar.

CEVAP VER