Hepimiz her an nöronlarımızın müthiş etkileşimiyle yaşam boyu süren bir öğrenme deneyiminden geçiyoruz. Beynimiz öğrenmeye ve yorumlamaya programlanmış durumda. Hayatlarımız, bakış açımız, amaçlarımız bambaşka. Herkesin kendisi için çizdiği yaşam felsefesi ya da amacı doğrultusunda “öğrenme” bizler için başlıca bir araç halinde.

Peki yıllarca eğitim, öğretim ve öğrenme kavramları ustaların, öğretmenlerin, kitapların tekelindeyken ne oldu da bu kavramlar yakın zamanda bambaşka bir hal aldı? Klasik okul anlayışını sorgular hale geldik. Üniversiteler bile artık birer etiketten ibaret hale gelmeye başladı. Dijital becerilerin önemi üzerine yoğunlaşıyoruz. Yakın dönemin en büyük devrimi internet dünyayı hiç olmadığı kadar bambaşka bir yöne çevirdi. İşte bu devrim tamamen öğrenme tekelinin el değiştirmesi üzerinde muazzam bir rol oynadı. İstediğimiz bilgiye ulaşmadaki hızımız  büyük ölçüde artış gösterdi ve üstelik neredeyse masrafsız hale geldi. Bilgiye ulaşım her ne kadar bilginin güvenilirliği konusunda bir şaibe yaratsa da önemli ölçüde “demokratikleşti.”

Öğrenme kavramındaki bu değişim bize bambaşka kapılar açtı. Artık sınırsız bilgiye ulaşım da sınırsızken hafızalarımızı hantallaştıran bilgiyi depolama işini harici disklere ya da buluta bırakmayı tercih ediyoruz. Asıl yoğunlaşmamız gerekli olana, bilgiyi yorumlamaya zaman ayırmaya başladık. Eğitim, öğretim ve öğrenme kavramları artık mekansız ve zamansızlığa uygun olarak yayılıyor ve  okulların da bu noktada kendilerini gözden geçirmeleri gerekiyor.

Aslında bu yeni çağda öğretmenin önemi azalmıyor aksine, öğrenme sürecinin büyük bir katalizörü olma yolunda ilerliyor. Yaşam boyu öğrenmeyi kendisi için hayat felsefesi haline getirmiş öğretmenler dijital yerlilere çok daha yol gösterici olacak, yoksa diğer öğretmenlerin yerini alacak daha nitelikli bir öğretmen hazırda bekliyor: Google.

Biz de Koç matematik öğretmenleri olarak öğrencilerin yeni çağın becerilerine yoğunlaşmalarını sağlayacak yeni bir proje başlattık: LikeKOÇ.  Nasıl ki öğrenmenin yaşı yoksa, öğretmenin de yaşı olmadığı düşüncesinden yola çıktık ve “öğrencilerin öğrencilerden öğrenebileceği” fikri üzerine yoğunlaştık. Herhangi bir öğrenci bir alanda iyi olduğu becerilerini, deneyimlerini ya da okulda işlediği bir dersle ilgili anlatımlarını video yoluyla paylaşıyor. Bunun için LikeKOÇ adlı bir YouTube kanalı kurduk, paylaşımlarını oradan yapıyorlar. Öğrenciler kendilerini ifade etmek için buldukları bu kanalın yayılması için hızlıca harekete geçtiler ve çok eğlendiler. Biri bilgisayar RAM’inin nasıl yükseltileceğini anlatırken bir diğeri geometri kullanarak Batman karakteri çizmenin inceliklerini gösteriyordu. Böylece renkli ve sürekli güncellenen bir kanal çıktı ortaya. Videolardaki bu yaratıcılık herkesin ilgisini çekti ve tüm öğretmen ve öğrencilerin sahiplendiği bir proje haline geldi.  Hatta ortaokul öğrencilerinin videolarını izleyen ilkokul öğrencileri de proje için çok heyecenlandılar ve yakın zamanda onların videoları da kanalımızda yerini alacak. Projenin tanıtım videosunu buradan izleyebilirsiniz.

Neden böyle bir proje?

Bu projenin öğrenciler açısından birçok geliştirici yönü olduğunu zamanla daha iyi anladık.

Öncelikle öğrenciye zorunlu olmadıkları ve herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmayacak bir ev çalışması fikrinin “yapmaları gereken” ödevlere nazaran daha cazip geldiğini gördük.

Öğrenilen bir bilginin başkalarına anlatarak öğrenmenin kalıcı hale geldiği fikri birçok bilimsel makale tarafından desteklenirken, bizim projemizin merkezine de oturmuş oldu.

Öğrencilerin anlatı, dil, girişkenlik ve özgüven becerileri için önemli bir adım olduğunu gözlemledik.

Akran öğrenmesinin de temeli üzerine kurulu bu projede öğrencilerin birbirlerine anlatacak ve öğretecek ne kadar çok şeyleri olduğunu fark ettik.

Videoları hazırlarken kullanacakları müzik seçiminden, videoları montajlarken kullandıkları araçlara kadar hem sanatsal hem de teknik beceriler açısından da geliştirici olduğunu gördük.

En önemlisi öğrenciler arasında fazlasıyla tüketici hale gelen sosyal medyada ve sanal ortamda üretici olmanın yollarını aramalarına fırsat verdik.

Henüz yolun başındayız ama kararlıyız. Bir öğrencinin ağzından kendiliğinden dökülen şu sözcüklerde buldu mottosunu projemiz: “Başaramazsan endişelenme, denemeye devam et.” İşte böyle başladı LikeKOÇ hikayemiz. Hikaye bu ya, bir de hikayemizi hikaye diliyle özetleyelim istedik…

“Öğrenmenin değil  “öğretmenin de yaşı yoktur” diyerek çıkıyoruz yola.

Sanki bunu hissetmişçesine dikiliyorlar karşımıza ve döküyorlar ceplerindeki yeteneklerini. Meğer ne kadar çok anlatacak şeyleri varmış dinlemesini bilenlere.

“Ben de varım” diyor biri, “içimden geldiği gibi anlatırım bildiklerimi.”  “Hep biz sizi dinledik, biz birbirimize de öğretebiliriz” diyor bir diğeri.

Tüketmeye alıştığımız hayata karşı bir hamle geliyor her birinden.  Üretiyorlar ve şu sihirli sözler dökülüyor ağızlarından “Bizi bize bizden başka kim anlatabilir ki bizim dilimizde?” 

İşte tam burada başlıyor hikâyemiz. İçlerinden geldiği gibi içini dökenlerin, paylaşmayı sevenlerin ve biz de onlardan çok şey öğrenebiliriz diyenlerin hikâyesi. Bizim hikâyemiz…

LikeKOÇ adını verdik ve çıkıyoruz yola, her ne kadar sürç-i lisan edersek affolla…”

(Not: LikeKOÇ, bir VKV Koç Özel Okulu projesidir. Youtube kanalı linki için tıklayınız.)

HENÜZ YORUM YOK

Hemen Düşüncelerini Paylaş