Öğretmenler kendi okulunda araştırmacı olabilir mi? Bir başlangıç -1

1 4

Matematik öğretmeni Kerem, hem deneyimi hem de meslektaşlarıyla iletişimi iyi olan bir okul çalışanıydı. Ona okulda verilen rol, matematik dersini veren öğretmenlerle bir ekip oluşturmak ve onlarla her Salı bir saat planlama görüşmeleri yapmaktı. Bu nedenle, kendisi pek onaylamasa da, bazen koç bazense ekip lideri olarak anılırdı. Öğretmenlerle oluşturduğu bu mesleki öğrenme topluluğuna rehberlik edecek ve tüm öğrencilerin ihtiyacını karşılayacak matematik dersi için farklılaştırılmış öğretim yöntemlerini araştıracaklardı.

Bu konu gökten inmedi, ya da okul yöneticileri bu konu hakkında çalışmayı önermedi. Hayır okul dışından gelen üniversite hocaları da öğretmenlere konu vermedi! Paylaşımla ortaya çıkan bu konu ilk olarak, okul çapında yapılan ikinci sınavlarla ilgili toplantıda gündeme geldi. Verileri inceleyen öğretmenler, en düşük ve en yüksek %25’lik dilimde olan başarılı ve başarısız öğrencilerin yetersiz gelişme kaydettiğini tespit etti. Aslında bu dilimdeki öğrencilerin, birinci sınavlardan sonra daha iyi yapabileceklerini düşünmüşlerdi. Fakat mesleki öğrenme topluluklarında, veri ve bilgiye dayalı yaptıkları incelemelerle bu beklenti çelişmişti.

Ortaya çıkan bu çelişki sonucunda, ekip olarak harekete geçmek istediler. Namıdiğer ekip lideri Kerem de, bu hareketin kolaylaştırıcısı olacaktı. Kerem bu işin zor olacağını düşündüğünden, ilk görüşmede öğrenme topluluğuyla bir önemli soru belirledi. Bu soru hem problemi kapsayacak hem de onların rayda kalmasını sağlayacaktı: “tüm öğrencilerin ihtiyacını karşılayacak bir matematik dersini nasıl farklılaştırabiliriz?” Her öğretmen ikişerli ya da bireysel olarak bu soruya hizmet eden birer alt soru hazırlayarak sürece dahil olacaklardı. Örneğin, üçüncü sınıf öğretmeni Nihan ve dördüncü sınıf öğretmeni Tuğba “sınıfta iki öğretmenle dersi işlemenin, farklılaştırılmış bir matematik dersine etkisini” merak ediyorlardı. Ekipteki diğer merak edilen sorular arasında “ölçme ve değerlendirme yaklaşımımı farklılaştırmam, öğrenci başarısını nasıl etkiler?” ve “öğrenmede zorluk yaşayan öğrenciler için içeriği daha farklı nasıl sunabilirim?” vardı. Öğrenme topluluğundaki bu merak ve çelişkiyi gidermeye yönelik ortak istek ve amaç duygusu, Kerem’e göre ekibi sürükleyecek bir dinamikti. En önemlisi de öğretmenlerin birbirlerininin mesleki gelişimini destekleyeceklerini umuyordu. Ortaya çıkan sorulardaki ortak noktanınsa öğrenci gelişimi olduğunu fark etmişti.

Kerem diğer buluşmalarda, bu sorularla mini-araştırmalar yapılabileceğini düşündü. Daha önce öğretmenin araştırmacı olması ve eylem araştırması gibi kavramları, bitirdiği yüksek lisans programındaki bir derste duymuştu. Fakat okuduklarını şu an uygulayacak olması kendini de şaşırtmıştı. Bu araştırma ruhunu devam ettirmek ve öğrenme topluluğunun gelişimini sağlamak için bazı yöntemlere ve araçlara ihtiyacı vardı. İkinci buluşmada öğretmenlerin farklılaştırma ve farklılaştırılmış öğretimle iligili bilgilere ihtiyaç olabileceğini düşündü. Farklılaştırılmış bir matematik öğretimi uygulamaları görmenin fena bir fikir olmayacağını hisssetti. Fakat okullarında daha önce öğretmen sempozyumunda bir sunu yapan Türkçe öğretmeni Buse dışında bu konuyla ilgilenen kimse yoktu. Bu kavramla ilgili derin bilgi kazanmak için kitaplara ve makalelere başvurabileceğini akıl etti. Türkçe yapılmış çalışmalardan bir kitapçık yapıp, öğretmenlerle okuma çalışmaları yaptırmak istedi. Böylece öncelikle bilgi edinecekler ve daha sonra önemli sorularına yönelebileceklerdi. Daha sonra yüksek lisans programında bu konuda tez yazan bir arkadaşını konuk olarak mesleki öğrenme topluluklarına çağırdı. Uygulama yapan birisi her zaman derinlik katacaktı. Böylelikle Kerem aslında ekibe uygulama bilgisi kazandırıyordu.

Dört görüşme sonrasında, farklılaştırma hakkında bilgilerinin arttığını görmelerine rağmen, öğretmenler sınıfta anlamlı ve gerçek bir değişimin nasıl olacağını merak ediyorlardı. Bunun için Kerem harekete geçmeliydi. Ne de olsa ekip lideri oydu! Bunun için öğrenme topluluğunda öğretmenlerin sınıf içinde kullandığı ve elde ettiği her türlü ödev, yazı ve notu getirmelerini istedi. Matematikle ilgili yapılan her türlü ürünün, ekiple incelenmesinin bir şekilde amaçlarıyla bağlantı kuracağına inanıyordu. İki görüşmede beklediğinden fazlası oldu, öğretmenler sınıf içi uygulamaları ve farklılaştırma arasındaki asıl farkları görmeye başladılar. Ömer, bir görüşmede “Yerel ürün kullanıyoruz” demişti. Yerel üründen kastettiği okulun kendi öğrenci ürünlerinden başka bir şey değildi! Emre de “Kerem sen bize araştırma deyince biz de tez yazacağız sandık” diyerek aslında ilk zamanlarda var olan sıkıntısını dile getirmişti.

Kerem, öğretmenlerin farklılıkları ve bağlantıları görmesini sağladığı için memnundu. Fakat bu durumun daha canlı olmasını istiyordu. Bu nedenle dersin çok kısa bir bölümünde, öğretmenlerden öğrenme topluluklarında paylaştıkları ve okudukları bir farklılaştırma boyutunu kullanmalarını rica etti. Ve bu uygulamalardan sonra, ekiple beraber karşılaştıkları zorlukları ve ikilemleri paylaşacaklardı. Her ne kadar Kerem umutlu olsa da, bunu nasıl yapacağını bilmiyordu. Bu etkileşim ve paylaşım görüşmelerinin daha etkili olabilmesi için, mesleki öğrenme protokolleri kullanabileceği fikrini de akademisyen bir arkadaşından almıştı. Paylaşımı kolaylaştıran bu protokoller sayesinde, ekip içindeki konuşmayı sistematik bir hale çevirecekti. Zümre toplantıları gibi konudan uzaklaşan bir ekip görüşmeleri olsun istemediğinden, protokolleri nasıl kullanacağını iyice öğrendi.

Zaman geçtikçe ve öğretmenler ekiplerinde ortak vizyon oluşturmaya başladıkça, Kerem amacına ulaştığını hissediyordu. Dönem bitmeden öğrenme topluluğunda araştırmacı-öğretmen kavramı istemdışı olarak zikredilmeye başlandı. Aslında ilk buluşmalar dışında Kerem, bu tabiri pek kullanmamıştı. Fakat ekibin farkındalığı ve yapılan okumalar sayesinde, öğretmenler birer araştırmacı halini almışlardı! Kerem ise biraz daha temkinliydi. Sadece merak edilen konunun belirlenmesi ve öğrenme topluluğu içindeki paylaşılan amaçlar ve ortak vizyon öğretmenin araştırmacı olması için yettiğini düşünmüyordu. Bunun için planlama, veri toplama, veriyi analiz etme gibi kalan üç adımı nasıl uygulayacağını düşünüyordu.

 

Kerem’in hikayesi burada bitmiyor. Aslına bakarsanız kısa zaman sonra yayınlanacak olan ikinci bölümde de araştırmacı öğretmen olma macerası bitmeyecek! Başlangıç olarak Kerem öncelikle ekibini kurdu. Ekibi ortak bir amaca yöneltmek için net bir soru belirledi. Bu soruyu destekleyecek verileri, analizler sonucu ortaya çıkardı. İşbirlikli çalışmayı teşvik etmek için küçük grupların ana soruya bağlı kalarak, alt sorular geliştirmesini istedi. Her grubun araştırmasını yönlendirecek bir “merak” noktası keşfetmelerini sağladı. Araştırmaları yürütmek için gerekli olan bilgi ve becerileri kazanmak için bir takım etkinlikler organize etti. Devamlılık sağlamak adına, mesleki öğrenme topluluğuyla her hafta buluştu. Öğretmenler, buluşmalardan ortaya çıkan ürünlerin, gerçek hayatla ilişkilendirilmesi için küçük uygulamaları sınıfa entegre ettiler. Buradan çıkan sonuçları öğrenme protokolleri aracılığıyla birbirleriyle sistematik bir şekilde paylaştılar.

Araştırmacı öğretmen olmak, sadece belirli adımlardan geçip bir bilim adamı edasıyla ilerlemek değildir. Süreklilik kazanmak ve okul gelişimine adanmış bir tutum geliştirmek gerektirir. Her ne kadar genel hatlarıyla, Kerem’in matematik dersiyle ilgili işbirlikli bir araştırmacı öğretmen projesini burada anlatsam da, asıl amacım öğretmenin mesleki gelişiminin iyileştirilmesi yollarından birini sunmak. “Eylem araştırması” ya da “araştırmacı olarak öğretmen” kavramı uzun sürelerdir ülkemizde işlenen bir konu. Kerem’in durumu bize sadece bunun okul içinde nasıl yürütüleceğini gösteriyor. Aynı zamanda bu işin bireysel değil, sistematik bir ekip çabasıyla yapılabileceğine dikkat çekiyor. Mükemmel olmasa da, gerçekten yaşanmış bir hikaye1 olduğundan hem mesleki öğrenme toplulukları hem de araştırmanın okullarda uygulanmasıyla ilgili bir önektir bu yazı. İkinci bölümde, ekibin geçtiği diğer aşamalardan bahsedeceğim. Daha sonraki yazılarda da mesleki öğrenme topluluklarında kullanılan protokollerden bahsederek, araştırmanın okullarda nasıl canlı hale geleceğini inceleyeceğiz.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.