School pupil thinking of notes in her copybook

Cumhurbaşkanı’nın TEOG’un kaldırılmasına dair söylemleri okulların gündemine bomba gibi düştü. İçinde bulunduğumuz adaletsiz eğitim sisteminde önemli rol oynayan bu sınavla pazarlama stratejilerini yürüten okulların bile bu sınava ne kadar karşı olduklarını iki gündür duyar oldum. Şaşkınlık içindeyim. Okul müdürü olarak görev yaptığım son 6 ay içinde 495 puanla çocuğunu nereye yerleştireceği konusunda Temmuz ayı gelmiş hala karar veremeyen anneleri dinledim, saygın okulların anaokulundan 6. sınıfa kadar ilmek ilmek işlediği en iyi öğrencileri %100 burs ve 100 tam puan ortalama vaadiyle çalmaya çalışan “okulcuk”ları gördüm, çağdaş değerlere inanan, eleştirel düşünmeyi geliştiren, bilime saygıyı ve akademik dürüstlüğü savunan eğitimcilerin uğradığı haksızlığa şahit oldum. Şimdi ise oyunun kuralları yine değişiyor. Gerçekten TEOG’suz bir sistem mümkün mü?

2017 yılının ikinci TEOG’unda 17 bin öğrenci nasıl tam puan alır sorusunu her fırsatta soruyordum kendime. PISA’da sınıfta kalan Türkiye aslında şampiyonlar havuzunda mı yüzüyordu? TEOG kaldırıldığında bazı okullardaki şişirilmiş notların adaletsiz sistemi devam ettirmeyeceğine kim inanıyor? Nasıl bir okulda çoğu öğrencinin not ortalaması 100 olabilir? Bu öğrenciler ulaşmalarını istediğimiz kazanımlara ulaşmış mı gerçekten? O zaman bizim ülkemizden çok bilim adamı çıkacak desenize. Yoksa öğrencilerin notları yükselsin diye verilen proje ödevlerine 100 puanlar bol keseden mi dağıtılıyor? ERG’nin direktörü Batuhan Aydagül geçenlerde Twitter’da öğrencilerin not ortalamalarının 90’ın üzerinde olduğuna ve çan eğrisinin artık olmadığına değinmişti. 100’lerin havada uçuştuğu okulların veliyi ve öğrenciyi etkilemeye çalışması ne kadar adil, ne kadar dürüst? Bu gerçekten de çocuklarımızın içinde olmasını istediğiniz bir eğitim sistemi mi diye soruyorum sizlere. Bu değerleri mi öğretmeye çalışıyoruz çocuklarımıza?

Peki TEOG kaldırılırsa ilköğretimde neler olmalı? MEB’in aşağıdaki konularda sıkı takibi ve desteği gerekiyor:

Öğretmen niteliklerinin artırılması

Okullardaki eğitim niteliğinin artırılması elzem. Öğrenciler okul içinde aldıkları eğitimde ölçme tekniklerinin etkili kullanıldığı öğretim tasarımlarını deneyimlemeliler. Bu noktada da öğretmen eğitimi çok önemli. Öğretmen eğitimi deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki öğretmenlerin ölçme ve değerlendirme konusundaki pedagojik alt yapıları çok zayıf. Öğretmenler, öğrencilerin kazanımlara ulaşıp ulaşmadıklarını anlayacakları kanıtları seçmek, öğrencilerin öğrendiklerini gerçek hayatla ilişkilendirdikleri performans görevlerini yazmak ve geçerliliği ve güvenilirliği olan ölçme araçlarını hazırlamak konusunda desteğe ihtiyaç duyuyorlar.

Değerlendirmenin bütünlüğüne dikkat

TEOG’un kaldırılmasındaki temel neden ne olursa olsun, kaldırılması içinde bulunduğumuz sisteme tek başına bir çözüm getirmeyebilir. Sadece bir sınava göre öğrencilerin sıralanması değerlendirmenin bütünlüğüne (continuum of assessments) aykırıdır elbette. Öğrencilerimizi büyük resimde bir sınavı dikkate alarak doğru bir şekilde değerlendiremeyebiliriz. Ancak bu sınavın yerine hangi yöntemleri koyacağımız da önemli bir nokta. Her lise kendi öğrencisini seçecekse öğrenci (ve veli) kaç sınava, kaç mülakata girecek, hangi koçlarla hangi etüt merkezleriyle çalışacak ve seçilmiş liselerin sınavlarına özel olarak hazırlayan hangi kurumlara / destek merkezlerine gidecek? Acil olarak bu konuda bir politika geliştirilmeli.

7. ve 8. sınıf öğrencilerinin %100 burslarla başka okula geçişlerine son

Ara dönemlerde (özellikle 7 ve 8. sınıfa geçen öğrencilerin) okullar arası öğrenci transferlerinde okulların MEB’in belirlediği bir oranın üstünde burs vermesi kesinlikle engellenmeli. Özellikle %100 burslar velilerin içinde bulunduğumuz bu ekonomik krizde akıllarını çeliyor ve çocukları için sağlıklı karar vermelerini engelliyor. Popüler liselerin sınavlarına öğrenci hazırlama vaadiyle veliyi etkileyecek okullara yeni bir rant mı yaratılıyor?

100 not ortalaması veren okullara denetleme

Özellikle iyi liselere öğrenci sokuyoruz imajıyla her öğrenciye 100 not ortalaması veren okulların MEB tarafından denetlemeye girmesi elzem. Yapılan sınavları nasıl hazırlandıkları, proje ödevlerin neye göre değerlendirdikleri gözden geçirilmeli. Çocuklarımızın durup dinlenmeden test çözdükleri okulların açtığı yaranın nasıl kapatılacağı üzerinde uzun vadeli çalışılmalı, araştırmalar yürütülmeli.

Açık uçlu sorulara ne olacak?

Bu sene üç alanda (Türkçe, Matematik ve Fen Bilimleri) açık uçlu soruların sorulacak olması başka bir karmaşa. Açık uçlu soruları uzmanların değerlendireceği belirtilmiş olsa da, örnek soruların azlığı ve kodlamanın olmaması kafa karıştırıyor. Sınava iki ay kala yepyeni bir tecrübeyle öğrencilerimizin eğitim hayatı belirleniyor olacak. TEOG yerine başka formatta başka sınav(lar) mı geliyor sorusu akla geliyor.

Peki ya seçici liselere giremeyen öğrenciler ne yapacak?

Öğrenciler okullara sınavsız yerleşecekse okullar nitelikli eğitimle donatılmalı. Öğretmen ve idareciler mesleki gelişim eğitimleri almalı ve profesyonel çalışma prensiplerine sahip olmalı. Dersi biter bitmez eve koşmayı hedeflemeyen ancak öğrencilerini 21. yüzyıla hazırlamak için 21. yüzyıl okulu ortamını kurgulama tutkusuna sahip eğitimciler çoğalmalı. Mesleki eğitim ise işin bambaşka bir yüzü.

 

Bir bina düşünün. Temeli ne kadar sağlamsa, üzerindeki yapı o kadar sağlam olacak elbette. Öğrencilerimiz her gün yüzlerce soru da çözseler, sınavlarda birinci de olsalar biz onları “anlama”yı merkeze aldığımız bir eğitim bakış açısı içinde yetiştirmediğimiz sürece, kalıcı öğrenmeyi yakalamadıkları sürece Türkiye olarak kaybetmeye mahkumuz. 21. yüzyıl becerileri diye her gün akademisyenler, eğitim uzmanları, yazarlar gazetelerde dergilerde durup dinlenmeden yazıyor. Kodlama diyoruz, girişimcilik diyoruz, 21. yüzyıl becerileri diyoruz ama öğrencilerimizi her geçen gün daha da adaletsizce kurguladığımız sistemlerde mağdur etmeye devam ediyoruz. Çağdaş ilkelerle, emekle, karşılıksız sevgiyle ve umutla yetiştirdiğimiz çocuklarımızı adaletsiz bir başka sisteme daha yem etmeyelim.

YAZIYI PAYLAŞ
Önceki İçerikBir girişimci nasıl doğdu?
Sonraki İçerikÇocuklar Soruyor: TEOG’un yerine ne geliyor?
Eğitimde yenilikçi yaklaşımlar ve uygulamalar, öğretmenler için mesleki gelişim programları, öğretim programı geliştirme ve teknoloji entegrasyonu konularında 16 yıldan fazla süredir Robert Kolej, Enka Okulları, ODTÜ Geliştirme Vakfı Okullarında pek çok farklı pozisyonda çalışma fırsatı yakaladı. Şu an İELEV Özel 125. Yıl İlkokul ve Ortaokulunda okul müdürü olarak görev yapmaktadır. ODTÜ Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünde lisans ve yüksek lisansını tamamladı. Doktorasını Bahçeşehir Üniversitesinde Eğitim Teknolojileri bölümünde yapmaktadır. Uzmanlık alanları arasında müfredata yenilikçi yöntemlerin, yaklaşımların ve teknolojilerinin entegrasyonu; öğretmenler ve öğrenciler için profesyonel gelişim ve liderlik programları bulunmaktadır. Öğretmenlerin 21. yüzyılda başarılı ve mutlu bir nesil yetiştirmeleri için dönüşümü nasıl başlatabileceklerini anlatan ve en son 5. baskısını yapan “Öğretmen 2.0” kitabını yazdı. KAGIDER (Kadın Girişimciler Derneği) ve Microsoft tarafından Mayıs 2016’da Türkiye’de yılın en başarılı kadın eğitimcilerinden biri seçildi. K12 düzeyinde Türkiye’nin tek “Adobe Eğitim Lideri”dir. 2013 yılında Google Apps for Education Certified Trainer, 2015 yılında Microsoft Innovator Expert, 2015 yılında Common Sense Certified Educator unvanlarını aldı. 40’tan fazla okulda 1:1 laptop programının uygulanması ve öğretmen profesyonel gelişim programının hayata geçirilmesi konusunda danışmanlık yaptı. Son iki yılda 100’den fazla, farklı öğretmen grubuna yenilikçi yöntem, yaklaşım ve teknolojilerin müfredata entegrasyonu konusunda eğitimler verdi.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER