20 senedir her sene Uludağ’a kampa giderim. Eğitim camiasına dâhil olduğumdan beri de her kampımdan sonra öğrencilerime anlatacağım notlar almaya başladım. Ateşin oluşmasından güneşin konumuna, yön tayininden ağaç türlerine, likenlerden kına yapmaya kadar çeşitli bilgileri aktarmaya özen gösteririm.

Bu yaz kampa çıkmadan okulumuzda açmayı planladığımız VR (Virtual Reality) atölyesi için çalışma yapmaya karar verdim. Tam da Google’ın Expedition’ı duyurduğu zamanlarda biz niye içerik oluşturmayalım diye düşündüm. Google, Expedition ile birlikte VR müfredatı sunuyordu. Öğrenciler çeşitli kategoriler altında, bölgelerin 360 derece görüntülerini sınıfta öğretmen eşliğinde gezip, inceleyebiliyorlardı.

Google güvenilir fotoğrafçısı (Trusted Photogapher) Mustafa ORAL ile bir toplantı ayarladım. Planımı anlattım. Planıma göre Uludağ göller bölgesinden zirve tırmanışını adım adım 360 derece fotoğraflamayı ve tüm öğrencilerim adına zirve defterini imzalamayı düşünüyordum. Defalarca zirveye tırmanış yaptım ancak benim böyle bir ortamda fotoğraf çekme deneyimim yoktu, fotoğrafçının da kamp deneyimi yoktu. Kimi zaman okulumuzda kimi zaman da kafede oturup günlerce plan yaptık.

Uludağ’a çıkanlar bilir, havası hiçbir zaman düzenli değildir. Güneşli bir hava varken birden sis içinde kalabilirsiniz. Yağmur bastırmışken birden güneş açabilir. Nasıl yapalım? Nelere dikkat edelim? Nereden başlayalım? Hepsini adım adım planladık ve kamp için hazırlıklara başladık. Ayakkabıdan mataraya, şarjlar için inverterden yatacağımız tuluma kadar, hem ana kampın hem de zirvede kuracağımız kampın malzemelerini özenle seçtik.

ANA KAMP
Gün geldiğinde ana kampı kurduk ve 3 gün süresince planı yeniden gözden geçirdik. İstanbul’dan sonra 1700 rakıma, doğaya çıkınca havaya alışmanız için orada vakit geçirmeniz gerekiyor. Yoksa herkesin oksijen çarpması olarak bildiği olayla karşı karşıya kalırsınız. Zirve yürüyüşü başladığında arazi şartları ve hava şartlarının yanı sıra en çok zorlanacağımız kısmın su bulmak olduğunu iyi biliyorduk. Çünkü zirve bölgesinde (2543 rakım) su kaynağı bulunmuyor ve biz 2 gün orada geçirmeyi planlıyorduk. Böylece gece de çekim yapabilecektik. Bu yüzden ortalama 25 kg olan çantalarımızın 10kg’ı suydu.

TIRMANIŞA BAŞLANGIÇ
Son kez planları gözden geçirdik, çantalarımızı kontrol ettik ve ana kampı, 2 kızçeme ve eşime emanet ederek yol koyulduk. Bu tip büyük doğa organizasyonlarında geçerli olan kanun “teorik pratiğe uymaz” yine iş başındaydı.
Güneşli bir hava seçtik ancak yolun başında sis bastırdı. Kullanacağımız ekipmanların sağlığı da en az bizimki kadar önemli olduğu için her 10 adımda bir koruma kılıflarını çıkar, tripodu ayarla, makineyi ayarla etrafında 360 derece dön (ki arazi şartlarını düşündüğünüzde son derece dikkat etmemiz gereken hareketler) ve fotoğrafı çek. Sonra kılıfı tak, çantaları ayarla ve bir sonraki 10 adım için tekrar yola koyul. Bu sırada çeşitli sinek ve böceklerin geçiş güzergâhı üzerine geldiğimizdeki sıkıntılar da cabası tabi. Fotoğraf makinesinin lensini, hem tozdan hem güneşten hem de bölgenin küçük canlılarından korumamız gerekiyordu. Güneşi arabanın güneşliğinden yaptığımız koruma kılıfıyla halletmiştik hem pratikti hem de iyi bir koruma sağlıyordu ancak böcekler, sinekler için yapacak çok bir şeyimiz yoktu, sonuçta biz misafirdik, ev sahibi onlar.

Bölge canlılarını mümkün olduğunca rahatsız etmeden yolumuza devam ettik. Hava her zamanki gibi bir kapanıyor bir açılıyor, sis bastırıyor, güneş açıyor, yağmur yağıyordu. Bu ortamda hareket etmek zordu ancak doğa bizim için tüm hünerlerini sergiliyordu. Biz de Uludağ’ın bize sunduğu bu güzelliklerin hepsini fotoğrafladık. Karşılaştığımız tüm doğa olaylarını çektik. Böylece izleyenler, takip edenler zirve tırmanışını gerçek manasıyla görebilecekler ve daha iyi hissedeceklerdi.

ZİRVE
Ve zirveye ulaştık…
Zirveye çıktığımızda kuvvetli bir rüzgâr bize doğru hoş geldin diye esiyordu. Gece de zirvede kalacağımızı düşündüğümüzde bunun için önlem almamız gerekiyordu. Çevrede bulunan taşlardan rüzgârı engellemesi için bir duvar inşa ettik. Ve çadırımızı rüzgârın ters yönüne doğru, duvarın arkasına kurduk.
Bundan sonrası zirveye çıkmanın verdiği heyecan ve gururdu. Normalde, fotoğraf çekmeden Trekking modunda yürüyerek 4 saatte aldığımız yolu, 15 saatte geçtiğimizi ve Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiğimizi (Dünya’da 2.) düşünürseniz, hissettiğimiz duyguların büyüklüğünü daha iyi anlarsınız.
Hava kararmak üzereydi ve doğal olarak acıkmıştık. Yemek hazırladık, sularımızı içtik ve doğanın yeni harikalarını, yıldızlarını bize sunması için bekledik. Beklerken yarın sabah iniş yolunu planladık. Su planımızı yaptık. (Suyun büyük kısmını çıkarken tüketmiştik.) Ama bu motivasyonla bu işi susuz bile bitirebileceğimizi düşünüyorduk (;
Hava karardığında fotoğrafçı uzun pozlama için ayarlarını yaparken, yıldızları, çevredeki uzak köylerin ışıklarını, Ay’ın aşağıdaki göller üzerindeki yansımasını seyrederken bir daha çok iyi bir iş çıkardığımızı söyledik birbirimize. Gece çekimini de bitirdikten sonra huzurlu bir şekilde çadırımıza girdik ve dinlendik.

İNİŞ PLANI
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kalktık. Kahvaltımızı yaptık. Zirve defterine doğru yöneldim, bulunduğu kutudan çıkardım. Okulumuzun flamasını astım ve bayrağımızı zirveye diktim. Büyük bir gurur ve heyecanla tüm öğrencilerim için günün anısına zirve defterini imzaladım.

İniş planımızı bir kez daha gözden geçirdik. Artık nelerle karşılaşacağımızı daha iyi biliyorduk ve tecrübeliydik. Yola koyulduk. Her 10 adımda bir durup fotoğraf çekmeye devam ettik. Bu sefer farklıydı, heyecan içimizde doruk yapmış ve bir an önce aşağı inip bu büyük yürüyüşü tamamlamak istiyorduk, bir yandan da suyumuzu daha idareli kullanıyorduk.
Ve aşağıya indik. İlk işimiz çeşme başına gitmek susuzluğumuzu gidermek ve mataralarımızı doldurmak oldu. Küçük bir rota kalmıştı. En sona bıraktığımız Kilimli Gölü çekmek için yola koyulduk. Adım adım orayı da fotoğrafladıktan sonra Google güvenilir fotoğrafçısı arkadaşım, dostum, Mustafa ORAL bana bir sürpriz yaptı ve son çekeceğimiz fotoğrafın deklanşörüne benim basmamı istedi. O son fotoğrafın anlamı benim için bu yüzden çok büyük. Kendisine bu ince davranışından dolayı teşekkür ediyorum.
Ana kampa döndüğümüzde, hâlâ bunun bir rüya olduğunu düşünüyorduk. O kadar sabırsızdık ki o yorgunlukla hiç beklemeden ana kampı topladık, İstanbul’a dönüş yaptık. Bir an önce fotoğrafları gerekli işlemlerden geçirip Google Map’e yüklemeyi istiyorduk.
Ve fotoğraflarımız Google Map’e yüklendi. Google’da Uludağ, Uludağ zirve aramalarını yaptığınızda çıkan 360 derece adım adım fotoğrafların altında bizim imzamız vardı.
Öğrencilerimiz için kuracağımız VR atölye için iyi bir başlangıç yaptık. Ve ülkemizin gözdesi Uludağ’ı tüm dünyaya daha iyi tanıtmak bizim için başka bir gurur kaynağıydı. Kış turizmi ile birlikte anılan Uludağ’ın artık yazın da ziyaret edilebileceğini
daha geniş kitlelere göstermiş olduk. Güneş batarken, güneşli, sisli, akşamüzeri, gece, sabah her anını fotoğrafladığımız Uludağ, dijital ziyaretçileri için artık hazırdı.

Huzurlarınızda, hayalimi gerçekleştirmem için bu süreçte bana destek olan, başta yönetim kurulu başkanımız Sayın Birol ÖZKAN Bey’e, eğitim koordinatörümüz Sayın Selim ÇİFÇİ’ye, sevgili eşim Rabia ÖZDEMİR’e, heyecanlarıyla, sevgileriyle motivasyon kaynağım, kızlarım Karen Asya’ya ve Feyza Alya’ya ve iyi bir yol arkadaşı olan Mustafa ORAL’a teşekkür ediyorum.
Saygılarımla.

Ahmed Bahadır ÖZDEMİR
ERA Okulları Bilişim Teknolojileri Zümre Başkanı

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER