Understanding by Design (UbD) Modeliyle Öğrencilerde Kalıcı Anlama Sağlamak

0 2.445

“Siz Türkiye’de öğrencilerin bilmesini çok fazla önemsiyorsunuz. Bizse öğrencilerimizin anlamalarına ve anladıklarını yaşantılarında kullanmalarına değer veriyoruz. İşte aramızdaki fark bu.”

Marmara Üniversitesi’ne gelen Fin bir profesörün bize yolu göstermeye çalışırken itirafıydı bu sözler. Biz her ne kadar eğitim sistemimizde göreceli ve istendik değişiklikler yapmak için öğrencilerimizi bilgi ve becerilerle donatmaya çalışıyorsak, PISA ve TIMSS sınav sonuçları ve araştırma raporlarına göre ülkemizdeki öğrencilerin bildiklerini aslında kullan(a)madıkları ortaya çıkıyor. Arada istisnalar çıkmasına rağmen, öğrencilerde “hatırlanmayan ve kullanılmayan bilgi” görme ihtimalimiz seneler geçtikçe artıyor. Öğrencilerdeki eksiliğin anlamlandırma sürecinde olduğunu görsek de, öğretmen eğitimlerinde bu problemin nasıl giderileceğini konusunda kendimizi geliştirmediğimizi görüyoruz.

Teknolojinin ve araştırmaların bizi yönlendirdiği günümüzde, beş senedir bu problemi aşmak için bir modelin olduğuna inanıyor ve üzerine çalışmalar yürütüyorum. Öğretmenlere güvenip onlara yetki vererek ve aynı zamanda onları destekleyerek biz de öğrencilerimizin derin ve kalıcı anlamaya sahip olmalarını ve anladıklarını hayatlarına uyguladıklarını görebiliriz. Bunun içinse öğretimi etkili şekilde planlamak ve organize etmek gerekiyor.

Öğretmenlere çerçeve sunarak, öğrenciye kazandırılacak tüm bilgi, beceri ve anlam gibi bilişsel/zihinsel alan kazanımlarının ve empati, bakış açısı ve kendini bilme/farkında olma gibi duyuşsal yönlerin planlanmasında yardımcı olan Amerika’da ve dünyanın çeşitli ülkelerinde etkili sonuçlar alarak kullanılan Understanding by Design (UbD) modelini planlama sürecinde kullanabiliriz.

Modelin en temel amacı aslında adında gizli: “anlamaya odaklı öğretim tasarımı.” Yani modelin merkezinde derin ve kalıcı anlama var. Aynı zamanda planlama ve tasarım yaparken her zaman bir “büyük fikre” bağlı kalarak, sistematik şekilde öğrencilerin dersi bitirdikten sonra kazanması gerekenleri (take away) önceden düşünüyor ve kurguluyoruz.

MEF Okullarında UbD üzerine yaptığım eğitimlerde “Biz zaten planlama yapıyoruz, neden UbD’yi kullanalım?” sorusu sık sık sorulurdu. Bunun cevapları çok fazla olsa da, modelin ülkemizde kullanılmasının en önemli amaçları şunlar:

  • Öğrencileri konunun derinliğine götürmek ve inceliklerini göstermek,
  • Derse uygun öğretim yöntemlerini kullanmada esneklik kazanmak,
  • Ölçme ve değerlendirmeyi dersin akışında doğal bir öğe olarak kullanmak,
  • Birkaç derslik plan hazırlama zahmetinden kurtulmak,
  • Meslektaşlarla çalışarak dönüt almak ve sağlamak,
  • Öğretmenlere mesleki gelişim imkanı sağlamak,
  • Öğrencileri MEB’in kazanımlarından birkaç adım öteye götürmek.

Listelenen amaçlar her ne kadar sınıf, öğrenci ve öğretmene yönelik olsa da, UbD aslında bir okul gelişim modeli. Okullarımızın vizyon ve misyon ifadelerinde yer alan birçok hedefi UbD modeliyle başarmak mümkün:

  • İşbirlikli, sürekli gelişen ve öğrenen okul kültürü oluşturmak,
  • Öğretmenlerin mesleki gelişimini arttırmak,
  • Öğrencilerde kalıcı anlama sağlamak ve performansa odaklanmak,
  • Disiplinler arası program geliştirmek,
  • Zamanı etkili kullanmak (“work smarter”),
  • Teknolojiyi öğretimsel amaçlara uygun, etkin ve yerinde kullanmak.

Florida Üniversite’nde devam ettiğim eğitimlerde, profesörler “one size does not fit all” diyerek UbD’nin okulun kendi yapısı ve kaynaklarına göre şekillenebileceğini ve eğitim, öğretim, öğrenme ve değerlendirmenin her öğrencide aynı şekilde olmayacağını ifade etmişti. Bu şekilde düşündüğümüzde, kendi sınıfını bilen bir öğretmenin anlamaya odaklı bir ünite planı yaparak, öğrencilerinde kalıcı anlama sağlayabileceğine inanıyorum. Bu sadece inanç değil aslında, yaptığım ve incelediğim araştırmalarda UbD modelinin başarıyı arttırdığını, öğrencilerde 21. yüzyıl becerilerini geliştirdiğini ve öğrenme-öğretme sürecini kolaylaştırarak öğretmene yardımcı olduğunu keşfettim.

Teknik bir sürece sahip olan UbD, aslında öğretmenlerin içgüdüsel olarak kavradıkları bir model. İlk adım bilgi ve beceri edinimiyle anlamayı birbirinden ayırmakla başlıyor. UbD’yi diğer planlama modellerinden ayıran en önemli özelliğine değinecek olursak, model planlamada öğretmenlerin işbirlikli çalışmasını gerektiriyor. Bu da öğretim planının düzenli ve sistematik inceleme ve dönütlerle sadece bir öğretmenin elinden değil, tüm zümrenin çabası ve onayıyla ortaya çıkmasını mümkün kılıyor. Böylece planları öğretmenler sahipleniyor ve gelişmesi için çaba gösteriyorlar.

UbD modeliyle hazırlanan planların sadece bir dokümandan ibaret olmadığı, planların aslında canlı ve sürekli gelişen-değişen bir yol gösterici olarak öğretmenin her an yanında olduğunu bilmekte fayda var. UbD modeliyle plan yapan İELEV Okullarından bir öğretmen “UbD beni bir şeyi yapmaya ya da kullanmaya mecbur bırakmıyor. Önceliklerimi belirlememe yardım etti. Ders işlerken bile planımı güncellemeye başladım.” diyerek modelin esnekliğine vurgu yapmıştı. Bu esnekliği sağlayan aracın teknoloji olduğunu hatırlatmalıyım. Çünkü Google Docs ya da UbD modeline özel tasarlanmış MS Excel formatındaki araçlar sayesinde öğretim planında değişiklikler yapmak mümkün. Hatta hazırladığınız bir planı, bir türlü ortak zaman bulamadığınız bölüm başkanınıza göstermek için de teknolojiyi kullanabilirsiniz! Tabii ki sadece okul ve zümre içi öğretmenlerden değil, başka okullardan ve diğer alan öğretmenlerinden planınız hakkındaki dönüt ve önerileri teknolojik araçlar sayesinde toplayabilirsiniz.

Sonuç olarak, UbD direksiyonu öğretmene veren ve teknolojiden faydalanan bir öğretim planlama ve tasarlama modeli. Ülkemizde de UbD modelini kullanarak uzun vadede okulda ve okul dışında başarı yakalayan öğrenci, işbirlikli okul kültüründen yararlanan öğretmen ve “marka” olan okullar yaratmak mümkün.

Screen Shot 2014-06-09 at 21.27.31
http://www.egitimtek.com/understanding-by-design-ubd-egitimi/

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.