İngiliz devlet adamı Winston Churchill’e sormuşlar “Birinden vazgeçmek gerekse Shakespeare’den mi, yoksa İngiliz donanmasından mı vazgeçersiniz?” diye. Churchill; “Elbette donanmadan vazgeçerim” demiş, “Shakespeare’iniz varsa on tane daha donanma kurarsınız.”

Bir ülkenin yer altı kaynak ve sermayeleri günümüzde ne denli önemli bir güç ise, yer üstündeki sermayesi olan üstün zekâlı ve yetenekli çocuklarımız da bir o kadar önemli bir cevherdir. Çünkü yer altındaki kaynaklara sahip çıkacak olan yine yer üstündeki bu pırıltılı beyinler olacaktır.

Öğretmenliğimin ilk gününde, üstün yetenekli öğrencilerden oluşan homojen bir sınıftaki bir anım bana sayfalarca kitaptan daha farklı bir öğreti bıraktı. Hikâye tamamlama oyunu ile tanışmaya başladığımız ilk dersti. Bilmeyenler için söyleyeyim, hikâyeye girilir ve bir yerde bırakılarak sırayla her öğrenci bir cümle ekler, yaratıcı bir hikâye çıkar ortaya… Hikâyeye “Bir varmış bir yokmuş, bir ormanda…” diye daha yeni başlamışken, daha adını bile bilmediğim bir öğrencim; “ Öğretmenim neden hep bir varmış bir yokmuş denir, neden iki varmış ya da üç yokmuş değil?” diye sormuştu.

Yine sonraki yıllarda yaşanan farklı bir olayda öğrenciye “Hangisi farklıdır?” diye sorulup şu şıklar verilmişti: A)Karpuz  B)Çilek  C) Kalem  D)Portakal

Üstün yetenekli öğrenci “B” şıkkını işaretlemişti. Evet hepiniz gibi şaşkındık. Neden diye sorulduğunda “Hepsi soyulur çilek soyulmaz” demişti.

Üstün Zekalı Kimdir?

Genel olarak zekâ testlerinde ortalamanın çok üzerinde puan alan çocuklar üstün zekâlı olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanında geçmişte üstün zekâ ile ilgili kuramsal bilginin oluşmasına katkı sağlamış araştırmacılar 130 ve 140 gibi IQ değerlerine sahip olan kişileri üstün zekâlı olarak değerlendirmiştir. Tarihsel süreç incelendiğinde üstün zekânın genellikle rakamlarla ifade edildiği göze çarpmaktadır. Fakat günümüzde üstün zekâ kavramına daha geniş bir perspektiften bakılmaya başlanmasıyla herhangi bir alandaki becerinin sayılarla ifade edilmesinin güç olduğu görüşüne ulaşılmıştır. Dolayısıyla üstün zekâ kavramı eskiye göre farklı değerlendirilmeye başlanmıştır.

Bu alanda çalışmalar yapan Prof. Dr. Ümit Davaslıgil üstün zekâlı çocukları gelişim alanlarına göre bilişsel, toplumsal ve fiziksel olmak üzere üç grupta incelemiştir. Kolaylıkla ezber yapma, ezberlenen bilgilerin uzun sürede hafızada tutulabilmesi, iki işi aynı anda yapabilme ve geniş hayal gücüne sahip olma gibi özellikler üstün zekâlı çocukların bilişsel özelliklerindendir. Yüksek düzeyde toplumsal duyarlılığa sahip olmaları, empati yapabilmeleri, adalet duygusuna sahip olma ve liderlik eğilimi ise bu çocukların toplumsal özelliklerindendir. Bunların yanında fiziksel olarak çok sağlıklı olma, duyu organlarının keskin olması ve duyarlı bir sinir sistemine sahip olma da üstün zekâlı çocukların fiziksel özelliklerindendir.

Nasıl Bir Eğitim?

Üstün zekâlı ve üstün yeteneği olan çocuklar, okuldaki eğitimin gerektirdiği özelliklerin fazlasına sahip olmaları nedeniyle yaşıtlarından daha hızlı öğrenmektedirler. Okullardaki öğretim programları bunlara göre düzenlenmediğinden, bu çocukların özel eğitim kapsamına alınarak özel olarak yetişmiş kişilerce eğitilmesi gerekmektedir. Okullarda bu çocukların eğitimine yönelik geliştirilmiş stratejiler de ilgi ve ihtiyaçları karşılayabilmelidir. Bu yüzden üstün zekâlı öğrenciler için yaygın olarak; gruplama, zenginleştirme ve hızlandırma stratejileri kullanılmaktadır.

Sosyal Hayatları

Milli Eğitim Bakanlığı’nın da üstünde durduğu üzere, üstün zekâlı ve üstün yetenekli olan çocukların yeteneklerinin gelişmesi ve akademik başarıları kadar, sosyal hayata uyumu da önemlidir. Bu çocuklara yaklaşımın yanlış olması durumunda, yalnızlaşacakları ve topluma yararlı bir fert olamayabilecekleri göz ardı edilmemelidir. Bu çocukların ailesiyle iletişim halinde olunması ve bilinçlendirilmesi de okul dışındaki yaşamları için önemlidir. Üstün zekâlı çocukların okuldaki başarısı için müzik, resim ve beden eğitimi gibi dersler ikinci plana atılmamalıdır. Ayrıca üstün zekâlı olmaları nedeniyle üstünlük bilincine kapılmaları, bu çocuklara zarar verecek sonuçlar ortaya çıkaracağı için bundan kaçınılması önemlidir.

Özellikle ailelerin bir statü göstergesi olarak çocuklar üzerinden etiket yarışına girerek, çocuklarda da “Ben zaten üstünüm” algısı oluşturarak tamiri mümkün olmayan zararlar verdikleri unutulmamalıdır.

Ailelere Tavsiyeler

  • Çocuğunuzun Yeteneklerini küçümsemeyin, destekleyin.
  • Üstün yetenekli birey tanısı konulsa bile çocuğunuzun hala bir çocuk olduğunu unutmayın, beklenti yaratmayın.
  • Üstün yetenekli de olsa başarısız olabileceğini, başarısızlığın da başarı kadar hayatın parçası olduğunu hissettirin
  • Çocuğunuzun aile dışında, kendine rol model alabileceği topluma örnek kişi ya da kişiler seçmesine yardımcı olun, onlarla ilişki kurmasına zemin hazırlayın.
  • Çocuklarınızdan gelen ilginç, saçma, ütopik soru, hayal ve düşünceleri geçiştirmeden üzerinde durarak karşılayın.
  • Yeri geldiğinde siz de ona bir olgun gibi dertlerinizi ya da düşüncelerinizi anlatın.
  • Mizah duygusunu destekleyin, esprilerine gülün teşvik edin.
  • Yaşına uygun iş ve sorumluluklar verin, yerine getirdiğinde takdir edin.
  • Özel zamanlar ayarlayıp, onun istediği derin veya felsefik sohbetler edin.
  • Kesinlikle ve kesinlikle en az bir tane sanatsal faaliyetle uğraşmasına destek olun.
  • Süreli dergi veya gazete gibi yayınlar takip etme alışkanlığı edindirin.
  • Ortak hobiler oluşturun.
  • Dijital okuryazarlık, medya okuryazarlığı gibi konularda kendine ait bir alt yapısı olmasını sağlayın.
  • Son olarak sizin de yetemediğiniz anlar için tabi ki profesyonel destek alın.

 

Soru ve görüşleriniz için “ @batuhan_nar “ twitter adresinden  bana ulaşabilirsiniz.

Sevgiyle.

 

 

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER